15 Mayıs 2013 Çarşamba

KENDİMLE TANIŞIYORUM 15

KENDİMLE TANIŞIYORUM 15
              Can Dündar'ın Kırmızı Bisiklet kitabından bir bölümü hiç unutmuyorum. Babası ve oğluyla bir bankta otururken duygularını anlatmış. Anlatmaya çalışmış; çok yoğun bir duygu hatta tarif etmekte çok zorlanmış. 
                Kitabı okuduktan sonra ben neler hissederim diye merak ettim. O zamanlar Babam İzmir'de biz ise Alanya' da yaşıyorduk. Önce her ikisinin aynı şehre denk gelmesi gerekiyordu. O günkü koşullarda mümkün görünmüyordu. Geçmiş günlerimizi düşününce belkide çok birlikte olundu. Ancak ben bunun farkında değildim. Kitabı okuduktan sonra ki duygularımla ikisinin bir arada olması çok zayıf bir ihtimaldi. Çünkü Oğlum gençlik duyguları içinde çok hareketli babam ise oturup konuşmak ve fikir alış verişi içinde bulunmak istiyordu. Benim durumu mu merak ediyor ne halde olduğumu anlamak için uğraşıyordu. Hatta bu günlerde daha iyi anlıyorum ki benim için ne yapabilirim diye düşünüyormuş. Biz çok uzak (coğrafik olarak) olmamıza rağmen ben onun kafasında çok güncel mişim. Yani sürekli bana nasıl yardımcı olurum düşüncesiyle doluymuş. Yani burada "gözden ırak olan gönülden de ırak olur" lafı pek geçerli olmuyor. Bir zaman oldu Babam Alanya ya geldiğin de ikisini bir araya getirdim. Bir bankta oturduk her ikisine bu kitap ta yazarın bunun ne kadar büyük bir şey olduğundan bahsettiğini anlatmaya çalıştım.
                   Bu her ikisi için çok ta muazzam bir şey değildi. Yada bunun farkında olamadılar. Farklı jenarasyon olmalarından da olabi-
lir. Ben kendimi dinliyor bu çok özel anın tadını çıkarmaya çalışı- yordum. Mutlaka Can Dündar'dan farklı bir andı. Ortak olan tek şey 
biyolojik konumlarımız olabilir. Ancak şu bir gerçek çok özel bir an. 
Bir köprü olduğumu da düşündüm. Neler taşımalı neleri aktarma-lıydım. Babamdan ne öğrenmeli oğluma ne aktarmalıydım. Bu soruları kendime sorarken babamın benle çok sohbet etmediğni fark ettim. Oysa oğlum benim geveze oluşumdan şikayetçi bile olabilirdi.
Belki de burada da dengeli olmam gerek. Çünkü çok fazla konuş-
tuğunuzda insanlar artık başka yere bakmaya yani sizi dinlememeye başlıyor hiç konuşmasan daha iyi gibi. Yani babam benle bir iki kere sohbet etmiş olsada bana yetmiş. Daha fazlasını hatırlamaz yada dinlemez mişim. Bu yüzden oğluma fazla gevezelik yapmak yerine daha nitelikli sohbetler etmem gerektiğini o anda anladım. Kendimi eğitmem halen daha sürüyor. Çünkü kısa zaman önce bu özel anı yakaladığımda durum çok farklı idi. Ancak Oğlum beni dinlemeye başladığında ne kadar çok şey anlatmaya çalıştığımı hatırlıyorum. Bu yüzden dengeyi bulduğumda belki oğlum beni daha iyi anlar durumda olucak. Benim yaşadıklarımı yaşar mı bilemem. Fakat Oğlum gün geçtikçe daha çok gurur duyucağım şeyler yapıyor. Her geçen gün olgunlaşıyor. 
                   Acaba babamın benim için böyle düşündüğü hiç oldu-mu. Bunun farkında olamayacak kadar yaşlı da olabilir. Artık benim için bazı şeyler bitiyor olduğu kesin. Yani bu sorumun  cevabını hiç bir zaman alamıycam. Çünkü krıterler ona göre çok farklı değil. Ben halen daha iş arıyor durumunda bir adım öteye gidememiş haldeyim. Halen daha babamın karşısında iş arayan biri olarak durmak bile beni utandırıyor. Bu yaşlılık günlerinde ona çok büyük destek olsam da. O bana her baktığında "oğlum iş bul ben bu gün varsam yarın yokum" der gibi bakıyor. Bunu bazen dillerdiriyor da. 
 Ben se iyi bir baba olmaya çalışmamı kendi babamın eleştirisi olacak kadar derinlerde bir yerlerdeyim. Bu çok derin olabilir. Bu yüzden kendi oğluma anlatmakta zorlanıyorum. Oysa doğru sözcükleri bulmak değil, biraz yakın olsa bile anlayacak olgunluğa erişti bile. 
                   Bu gün hem babamla hem de oğlumla gurur duyuyo-rum. Ne zaman kendimle de duyucam belki Can Dündar'ı anlıycam. Hepsinden önemlisi görevimi yerine getirmiş olucam. Bunun için ne kadar zamanım var bilemem ancak en kısa zamanda bunu çözme-liyim.

HER ZAMAN KENDİNİZE EN DOĞRU SORUYU SORMANIZ DİLEĞİYLE, HOŞÇAKALIN.   
                

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder