25 Haziran 2013 Salı

41-K.T./TATİL

   KENDİMLE TANIŞIYORUM 41
        Bir iki gün tatil. Reyhan ablamın sahilde bahçeli bir evi var.  Bahçede biraz öğrendiğim şeyleri uygulama şansım oldu. Muz fidanın dibini derinleştirip biraz deniz kumu yerleştirdik. böylece dibinde daha çok su durucak ve belkide muzun istediği nemi kısmi olarak sağlamış olucaz. Bahçedeki kurumuş yaprakları temizledik. Domates fidanları diktik. Ekilmiş domates fidanları, biber fidanları, ve diğer güller, ağaç fidanları, kaktüsler ve diğer bitkileri dikkatle inceleyip yapraklarını temizledik. Hastalanmış gülleri biraz budadık. Kurumuş bazı ağaç fidelerini kaldırdık. Diğer fidelere yer açtık. Sonra hızımızı alamadık evin etrafındaki kurumuş otlar ve çöpleri temizledik. Bazı bitkilerin de çok yoğun olduğunu gördük ve bunları da hafiflettik. Bazı bitkilere yön verdik. 
               "Bakarsan bağ bakmazsan dağ olur" bu söz gerçekten de doğru ancak benim anlatmaya çalışacağım şeyse o bahçe yada bitkiler bile ilgilenildikçe şekilleri değişiyor. Suladıkça canlanıyor. Sanki bize cevap veriyorlar, o güzel çiçek ve yemyeşil görüntüleriyle.  İnsanın ruhunu rahatlatıyor sanki. Orada çalıştıkça yorulmak ne kelime  tersine dinleniyorsun. Onlarda sana koku ve görüntüleriyle cevap veriyorlar. Küçücük bahçede üç kişi çalıştık bir sürü şeyler yaptık. Hülya  bahçeyi düzenledikten sonra sulama işini aldı. O arada muhabbette farklı oluyor. 
                      İş bölümü yapıldı sanki ama değil. Herkes her işi yapmaya gönüllü idi. Hiç direnme olmadı. Ben şu işi yapmam yada şunu ben yapacağım gibi. Herkes neyi biliyorsa bahçeyi güzelleştirmek adına onu yaptı. Sonu ortadaydı. Hiç sarı yaprak kalmamış bazı bitkiler düzenlenmişti. Bildiklerimizi budamış onları sulamış ve günün sonuna doğru çok güzel bir görüntü ile ödüllendirilmiş olduk. Hatta süs biberi ve elma ile kendimizi de beslemiş olduk. Ekolojik sistemi görfük çalıştık ödülümüzü aldık ve harika bir ruhla gelen haftaya kendimizi hazırladık. Bu aslında basit bir çalışma gibi görünebilir. Ancak ortaya güzel bir bahçe görüntüsü çıkardık. Bu da bize pozitif enerji yükledi. Bu döngünün yaşama uyarlanması çok mu zordur. Bir sürü imkanları olan insanların bunu atlamamalarını umarım. Hatta hükümet gibi olanlarda dahil. Belkide hükümetin bile öğreneceği şeyler olabilir. 
                  Bu yüzden de artık yaptıklarımı küçümsemekten vaz geçmeliyim. Çünkü kimse bilmese o bitkiler biliyor. Bu onlar için hayati bir şey bile olabilir. Oysa benim için bir tatildi.
HAYATINIZ BOYUNCA KENDİNİZE EN DOĞRU SORUYU SORMANIZ DİLEĞİYLE, HOŞÇAKALIN.
    

24 Haziran 2013 Pazartesi

40-K.T./03/12/2000 BİLGİ AÇLIĞI

          03/12/2000 K.T./BİLGİ AÇLIĞI   


                                                03/12/2000

 Şu anda bütün haytımı sıfırlamış gibiyim. İş anlamında bu zamana kadar bir yığın dene-yimim oldu. Hemen hepsi muhasebe üzerine ama artık bu konuda başarılı değilim gibi geliyor. O yüzden herşeyi sıfırlayıp baştan başlama ce- saretini içimde buluyorum. Şu soruyuda bu yüzden seçtim.
"Lütfen bana sence en çok hangi meslek- ten zevk alacağımı söyle" Bu konuda bana yar-dımcı olacağını bildiğim için sana şimdiden teşekkür ederim. 
-Ş....restourant  düşün.
Ben bunu bana egomun söylediğini sanıyorum.
Bu benim için kolay bir iş. Deneyimlerim zaten bu konuda yeteri kadar var. Onların  bana sağladıkları imkan yeteri kadar olmasada yakın.
-Evet burada çalışırken yapabileceğin şeyler var. Öncelikle eğitimini tamamla. Biz bu konuda da yardımcı oluruz. 
-Eğitilmiş insanların, insanlar üzerinde etkisi daha büyük. Okulunu bitir. Seni seven herkes bunun için ısrar etti. Sen bunu yapmamak için sürekli kaçtın, bahaneler ürettin. Okulunu sürdürürken her seferinde egonu dinledin. Bu lise son sınıf ve üniversite de olan kısmı için söylüyorum. Her seferinde bir bahane buldun. Bizde her seferinde burdan kopmaman için bir şeyler yaptık. Şimdi az önce okuduğun kitapta yazdığı gibi sen önce ilk adımı at sonra biz sana yardım edeceğiz. Sen tuttuğun yolda zaten en çok zevk alacağın şeyi yapıyor olacaksın.
Yani ben şimdi şehzadeye gireyimmi? Diyorsunuz. Ama onlardan bir ses seda çıkmadı. Sanki bu sefer onlar beni istemiyormuş gibi.
-Bunu sen kendin yaratıyorsun. Dikkat etmelisin kendin yaratıyor gibisin diyorum. Sen ve önce bu kitapta okuduğun tezahür ettirme ile ilgili kısmı hemen unuttun. Olumlamalarına devam et. Olumlamarın seni bir çok yanlış düşünceden kurtaracak. Onların seni istemedik-lerini düşünürsen istemezler. Çünkü bu şekilde yaratıyor olursun. 
-İstersen şöyle düşün."Ben bu işyerindeki patronlarla gayet iyi anlaşıyorum. Onlar da be- nimle çalışmaktan zevk alıyorlar bende onlarla çalışmaktan. Bu şekilde ekonomik sorunlarımı çözerken eğitimimi tamamlamana yardımcı oluruz. Böylece kolayca kazanacağın ekonomik güç sayesinde kendine daha çok zaman kalıcaktır. senin istediğin de bu değilmiydi?
Ben bu insanları şu anda tam olarak tanımıyorum."Benim bu insanlar hakkında bilmemi istediğin şey nedir?" 
-Dini düşünceleri kuvvetli inancı var ekonomik kaygıları ve insanlara güveni kırılmış.
T. şu anda bir zorluk çekiyormu?
-Şu anda çocuğu biraz rahatsız o yüzden biraz canı sıkkın. Ama daha çok hırsları var. Ekonomik anlamda büyük hedefleri var. Ancak egosunun rehberliğine hizmet ettiğinin farkında değil. O yüzden çok zengin olmak istiyor. Bunun  için bir çok şeyi göze almış durumda. Bir tarafı ona iyi şeyler söylüyor. O yüzden çok kötü olamaz. Çelişkilerinin arasında gidiyor geliyor. Sabit fikirleri var.
Peki bunun gerçekten kortuğu şey nedir?
-Bir gün işsiz güçsüz kalıp karısının eline bakmaktan ve resil olmaktan.
Buna en iyi şekilde nasıl yardımcı olabilirim?
-Onun sadece güvenini sağlayacak şeyler yapmalısın.
Nasıl yani?
-Onunla olan ilişkilerinde ona her konuda güven  vermelisin. 
Yaa şu anda onunla bir ilişkimiz yokki
-Hiç mi yok? o zaman neden selamlaşı-yorsunuz.? 
Evet o anlamda var, merhaba-merhaba.
-İşte insanlara selam verirken bile güven sağlayabilirsin. Bu da senin için bir başlangıç olabilir.
Yani ben şunu anlıyorum "sen bana Ş...düşün olumlu düşün bu iş olucak ve zevk alıcaksın ve de rahat para kazanacaksın" mı diyorsun.Çünkü biz oturmuş onun ayrıntılarını konuşuyoruz. Lütfen bu konudaki düşünceni söyle. Bu doğrultuda hareket edeceğimden emin olabilirsin. Bu aramızdaki kanalı genişletecek ve benim için hayırlısı olucaksa. Ben sadece kendi içimdeki yolculuğumu rahatlatmak istiyorum. Bu nu yaparken fiziksel dünyada da rahat olmam ve mutlu olmam gerekiyor. Bu yüzden bu seçimim üzerinde yani iş-meslek seçimim üzerinde duruyorum. Artık sende biliyorsun bu anlamda senden başka kimsenin danışmanlığını alamıyorum. 
-Bu böyle devam ederse ben senin bedenini kullanır olucam. Hani senin hür iraden. Ben bunlara müdahale edemem.Sadece senin istediğin rehberlik konusunda yardımcı olabilirim.
Senden daha da berrak ve anlaşılır mesajlar nasıl alabilirim. 
-Dikkatini arttırarak. Daha çok bilgi almalı- sın.
Bu aceleciliğimi bağışla. Fakat hemen hepsi olsun istiyorum. Sabır edemiyorum. Senin sonsuz bilgi kaynağını beynime bana aktarmanı istiyorum.
Okuduğum herşeyi anlamak istiyorum. Bir kere de. Her konuda okumak istiyorum. Her şeyi bilmek istiyorum. Buna sahip olursam çok kötü bir şey mi yapmış olurum. Yani egomun isteklerine yenik mi düşerim. Bana bunun içinde yardımcı olursun. Olmazmı?
Bu benim çok arzuladığım bir şey Tanrı'nın sonsuz bilgi kaynağının yanında oturup istediğim bilgiyi alıp alıp içmek. İçeme sindirmek. Rahatlamak mutlu olmak başarılı olmak.
-Buna şu anda sahipsin. Sen kaynağın başına gelmiş çölden çıkmış bir adam gibi. Neredeyse kaynağa bir baraj gibi ağzının içine doldurmak istiyorsun. Akan su da aradığını bulmak için duru sefaf ve hareket eden bu bilgilerin sana faydalı olanını alıp çıkartmak çok kolay bir şey değildir. Önce ne istediğini bilmen  gerek. Hepsinin birbirine benzeyen ve berrak şefaf olarak hareket eden bilgilerin içinden istediğini almak bu tamamen senin becerine kalmış. Sen istediğin zaman biz buradayız. Kaan'a yemek hazırlamak geldi aklına daha sonra yine buraya gel ve devam edelim. 
19/06/2013 İlginç olan şu anda da babama yemek hazırlığı içinde olmam gerekiyor. O tarihte de oğluma yemek hazırlar olmuşum. Yoksa hiç bir adım atamadım mı?
Bu durum aslında çok zor bir durum. Etrafıma baktığımda evim değişmiş şehrim değişmiş ama bir çok şey halen daha aynı sanki.Ben bir adım bile atamamamın ardındaki gerçekle yüzleşmeye hazırlanırken sıradaki bir sürü gerçeği de görünce insanın canı sıkılıyor.  
 DEVAMI İÇİN TEKRAR OTURDUM
Benim Kaan hakkında neyi bilmemi istiyorsun?
-Aslında şöyle sormalısın "ben son zamanlarda neden bu kadar sinirliyim?" Çünkü halen ay sonunu, bayramı  düşünüyorsun. Halen daha bize güvenin yokmuş gibi.
Hayır Ben artık güveniyorum ve korkmuyorum. Bana göstericeğiniz yolda ilerleyeceğimi düşünüyorum. Lütfen benden yardımınızı esirgemeyin.
-Bu endişeli halini düşün. Kaan'la didişmesen kimle didişeceksin? Her seferinde o senin yanında yakınında olduğu için kabak onun başına patlıyor.
Kaan şu anda zorluk çekiyormu?
-Evet. Az önce olduğu gibi kendini ifade edemediğini ve isteklerinin yerine getirilmiyeceği hakkında endişeleri var. sen de ona bağırdıkça kafası karışıyor. Ne yapacağını şaşırıyor. Senin gibi egosuna mağlup oluyor. Sen böyle durumda yıllarca yaşadığın için iyi bilmen gerek. Hayatın boyunca seni adam yerine koysunlar istedin ama yapmadılar. Bun da senin için bulunmaz bir fırsat. Tam onu istediğin gibi kontrol edeceğini düşündüğün anda bir kişilikle karşılaşıyorsun. Bu da canını sıkıyor. Sende çocuğun yaptıklarına kızdığını sanıyorsun. Hayır O sana bir şey yapmıyor senin yıllar önce istediğin şeyi istiyor. Badana yaparken fırçayla O boyamak istiyor. Sana yardımcı olmak istiyor.Birazda eğlenmek istiyor. Tıpkı diğer çocuklar gibi. Tıpkı senin çocukluğundaki gibi. Ama annenle olan otoriter gergin ilişkin.Birazda korkan bir ilişkin. Baban işten saat 24:00 de geldiğinde ayağında sallamaktan sen ne kadar hoşlanıyorsan o da senden bunu istiyor. Yani biraz daha verici olmanı bekliyor. Senden bilgisayar akülü araba istedi ama bu şu anda senden istediği biraz onunla oynamandı. Sen se sadece uyumayı düşündün. Deinlenmek istedin. Sanki akşam uyumuyormuşsun gibi.
Lütfen biraz daha yavaş yazamıyorum.
Peki Kaan a en iyi şekilde nasıl yardımcı olabilirim.
-Şimdi sonsuz bilgi kaynağının yanına git. Orada aradığın bilgiyi bulabilirisin? Çok basit sen bunu yıllar önce istemiştin. Bu güne kadar aradığın şey. Arkadaş. Onun arkadaşı olmayı başarabilirsen. Kaynaktan istediğin bilgiyi almış olursun. Farzet kaynağın yanındasın. Öyle bir akıyor ki her şey duru berrak bir arkadaşlık. Al işte kaynaktan sürekli arkadaşlık akıyor alabilirisin. Hem de en saf en temizini. Ben gönlünü biliyorum. Al ne kadar istersen al. 
Böyle bir bollukta biraz aç gözlülük yapıp bir bidon alayım.
-Çok alçak gönüllüsün. Buradaki kaynağa kanal açmaya ve yüreğinin içine akıtmaya ne dersin.
Teşekkürler.Şu anda kuş gibi hafifledim yazdıklarımı okumak için sabırsızlanıyorum. Ama şu an ki konsantrasyonumu bozmak istemiyorum.
DIŞARDAN SESLER DUYUYORUM.
-Bu bağıran bakkal. O kendi oğlunu arıyor. Sen hemen Kaan için endişeleniyorsun. Kaan güvende merak etme. Bir bak istersen.  
Kaan a seslendim cevap vermedi. nerde olabilir.
-Arka sokakta senin sesini duydu ama kızgın olduğu için cevap vermedi. Yıllar önce sen annen seslendiğinde öbür mahalleye gittiğin gibi yaptı. Güvenliğinden kendi de emin. Sen de emin olabilirsin. Ama istersen çık bi bak.
Aşağıya indiğimde Kaan kapının önündeydi. Arka tarafa gitmiş ama sesimi duymadığını söyledi. Güvenlikte olduğunu görünce çok rahatladım. Biraz da mahçup oldum sanki.
-Mahçup olmana gerek yok. Bana güvenmeni sağlıyacaksa bu güzel.
Evet benim için güzel bir deneyim oldu.Teşekkürler.


O günlerde yine işsiz kalmış ve bazı işlerin bana doğru geldiği ancak kararsız kaldığım günlerdi. Fakat bir taraftan da uğraşılarım sürüyor ve tam olarak kendimi bir yerlere koymak için çabalıyordum. Bilgi edinmek için de konuşacağım kimse yoktu. Sadece eşimle bazı kitapları okuyup bilgimizi paylaşıyorduk. Ekonomi çok kötüydü. Bir türlü toparlana-mıyorduk. Okuduklarımızdan etkilenip pozitif düşünceler üretmeye çalışıyorduk. Bazen başarılı oluyorduk ta. Artık bu bende çok yeni bir şey olduğu için bunuda bir yerlere koymaya çalışıyordum. Yani adını koyup içimi rahatlatmaya çalışıyordum. 
HAYATINIZ BOYUNCA KENDİNİZE ENDOĞRU SORUYU SORMANIZ DİLEĞİYLE, HOŞÇAKALIN.

21 Haziran 2013 Cuma

Uğur Dündar'ın zor anları! Yasak haberi vücut diliyle anlattı.. - Video Faresi - Medya Faresi

Uğur Dündar'ın zor anları! Yasak haberi vücut diliyle anlattı.. - Video Faresi - Medya Faresi

39-K.T./02/12/2000 BİLGİ EDİNMEYE DEVAM

                    02/12/2000 K.T. BİLGİ EDİMEYE DEVAM            




                                                              02/12/2000
Kitabı okumaya ve içindeki teknikleri uygulamaya çalışıyordum. 

S/92-93 Erteleme taktikleri (aynen bende olduğu gib!!)
Ben sizin bana doğru yani ilahi rehberlik ettiğinizi düşünüyorum. Evet böyle düşününce nedense garip bir rahatlama oluyor. Korkmuş olmalıyım. Yani mide ağrılarım yıllardır olmuyor. Yeniyi sindirememek. Yada yeni den korkmak fikri mi benim mide- mi ağrıtıyor.(zihinsel sebebi) Düşünüyorumda hayatımda sürekli danışabileceğim bir rehberim var. Yıllardır bunun  olabilmesi için insanların gözlerinin içine baktım. Hayatım boyunca böyle bir in- sanla karşılaşmayı bekledim. Meğerse bu içimde imiş.
Şu anda sadece böyle bir desteğin olmasını hissetmek bile bana güven veriyor.
-Haaah şöyle biraz gevşe ve bana güven.
Sana mı? Şunu sormak istedim. Sen mi? Siz mi? 
-Bunu daha öncede sordun sen nasıl düşünürsen düşün. Bu sana bağlı.
Bunu yapma bu aralar kendi başıma kararlar alamaz oldum. Sende biliyorsun beynimin içi karman çorman.
-İşte şimdi söyledin sende farketmez.İmanın ve güvenin tam olduktan sonra hiç önemi yok .Sonuçta ikimiz biriz. Ben senin yada sen benim içimde.
Yaaa bundan sonraki yaşamımda hep yanımda olurmusun?
-Elbette 
Benim yıllardır aradığım şey bu. Yalansız dolansız dürüst biri bulamadım. Belki kendi kendime yalan söyledim ama böyle birini bulursam daha iyisinin de olduğunu görüp daha dürüst olu- caktım, belkide. Ama şimdi kendim dahil herkese böyle olmam ge- rektiğini düşünüyorum.
-Şu anda ençok istediğin şey kendini bulmaktı. Buna kavuşmuş olmalısın.
Evet belki bu yüzden rahatladım. Ama dün ve eveli günde bazı tahlillerim oldu. Mide ağrımın geçtiğini fark ettim.Sonra yine ağrıdı.Hergün ağrır oldu. Ben sürekli yeni bir şeylerden korkacakmıyım bana bu anlamda yardımcı olmazmısın? Bak yine ağrıdı.
-Her kortuğunda miden ağrısaydı korku filmlerinde mide kanaması geçirirdin herhalde.
Ben onların film olduğunu bildiğim içindir.
Şimdi Kaan'ın aşağıda kalmak istemesi belki de bizim sohbet tememizle ilgili olabilirmi?
-Evet. Kaan bir çok şeyin farkında. Sen onunla konuşurken neden fazla merakla yada kafasnın karışıp sana sorular sormadığını düşünmüştün. Belki o derin bir iletişimi varda seninle olan ilişkisinde "Bende böyle bir babayı deneyimlemem gerekiyor" demediğini nerden biliyorsun.
Yaa işte bir kaç gün bu konu üzerinde yoğunlaştım. Bunlar tamamen bilinçaltımın ürettiği bir şey gibi geliyor. 
-Başka nerden üreteceksin. Kolundan bacağından senle nasıl konuşurum. Düşünsene kolun sana bir bilgi vermek yada konuşmak için nasıl davranırdı.
-Şu anda bile midenin ağrıdığının farkındasın hala şüpheleniyor yada korkuyorsun. 
Bana durubiliş yada duru işitiş yada duru sezişle bir örneklemen mümkün olabilirmi?
Ben durubiliş yada seziş yada ses böyle birdeneyimin olmadığı için bunları da merak ediyorum. Kimi kafasının içinden kimi dışından sesler duyuyor yada görüntü beliriyor. Böyle bir şey olsa daha iyi olmaz mı?
Aslında ben söyleyeyim ne istiyorum. Herşeyin farkında olmak. Verilen tümünü almak.Bilgi kaynağının yanında olup, istediğim her bilgiyi ordan seçip yaşamak inançlarım ve kafamın karıştığında her şeyi bir kenara yazıp dönüp dönüp okumak istemişimdir.
-Yazabilirsin.
Şöyle ben Tanrıyı aynen şöyle tasavvur eder oldum. Bir yer duru şeffaf parlak bir nokta oradan herşeyin fışkırdığını bütün herşeyin buna bağlı olduğunu. Ama o bunun farkında ama sonsuz sevgisiyle onlara sefkatli bir anne gibi bakıp izlediğini düşünüyorum. Ama o nokta diye bir herşeyin kaynağı (sevgi,bilgi,şifa) olduğunu bildiğim yer aslında bütün bunlardan daha büyük bir nokta hepside onun içinde gibi bilmiyorum anlatabildim mi? Burdan dağılan varlıkların bundan ayrı olduğunu farklı olduğunu düşünmek bana yablış geliyor.
Yazdıklarımızı hangimiz yazıyor ben farkında değilim.Dönüp okumak istiyorum.
Bir dakika bütün yazmayı düşündüğüm şeyler gibi mi? Yani benim içimde böyle bir ulu, zenginlik enginlik tarif edemiyorum ama mutlu oluyorum. bu varmı? Benim içimde bunlar var mı?
Bana içimi mi gösterdin 
Bu duru biliş olur mu 
Duru görüş
Benim içimde bunların hepsi var mı?
-Senin hayatın boyunca vardı.Sen yeni fark ediyorsun. Farkındalıkta oldu. Sana duru işitiş önceki konuşmamda söylediğimi hatırlıyorum bu farkındalıkla ve bu bilgiyle her şeyi istemen mümkün sen ne istiyorsan duy.Dinle .Dinlersen evrendeki ve dünyadaki bütün seslerin neyin sesini istersen duyabilirisin. Sahildeki köpeğin sesini duydunmu?
Hayır, görüyorum. Gözümün önüne öyle bir şey geldi.
Bu kalabalık çarşı da ne böyle.
-Seni buraya getirdim buradaki kalabalıkta ne kendi sesini duyarsın nede herhangi bir güzelliği.
Bu insanların hepsi negatif düşünüyorlar burası ne böyle?

         O gün bu duygularla o kadar yoğunlaşmıştım ki belkide astral bir seyahatti bu ancak insanların durumu beni çok üzmüştü ağladığımı hatırlıyorum. Mümkün değildi. Herkes yorgun ve negatifti ancak bunu engelleyecek bir bakış açıları yoktu. Herkes perişandı sözcüklerin anlatabildiklerinden daha fazla şey hissetmiştim. 
HAYATINIZ BOYUNCA KENDİNİZE EN DOĞRU SORUYU SORMANIZ DİLEĞİYLE, HOŞÇAKALIN.

20 Haziran 2013 Perşembe

39-K.T./26/11/2000 BİLGİ EDİN

                                        39-K.T./26/11/2000 BİLGİ EDİN


Kendi kendime neler olduğunu anlamaya çalıştığım günler başlamıştı. Bu biraz da kendimi karşıma alıp dürüstçe kesip biçeceğim günlerin başlangıcıydı da. Elimde olmadan sorgulamalarımda artıyodu. Doğruyu bulmak adına en başta kendimden başlama cesaretini gösterebilmiştim nihayet. Bu sorgulama-larımın bana kazandırdıklarını görebilmem için daha çok bilgiye gerek olduğu kesindi. Bu yüzden kitaplar okuyup araştırmalarımı sürdürmem gerekiyordu. Elime geçirdiğim kitapları okumaya devam etmeli ve daha çok bilgi edinmeliydim. Hatta oradaki öenerilen teknikleri ve denemeleri de yaparak bilgimi pekiştirmeliydim.

-
-
Kendi  kendime düşüncelerimi aktardığım o ilk kağıt parçasını halen daha saklıyorum. Bu benim için bilinmez bir şeydi. Biraz da ürkmüş olabiliririm. Bilinmezlik tedirginliği sanki  sanki insanlık bilincine nasıl kazınmış ise bende ordaydım. Yani bu normal bir şey gibiydi. Ancak konsantre olmuş ilham gelmiş ve benim çok farklı bir yönümde çıkmış olabilirdi. Ancak bu toplumun içinde yaşayan, defektleri olan sıradan birinin birikimlerinin dışında bir şey gibi geliyordu bana. Sanki bu benim bi tarafım belki de Öz'ümdü. Bu birazda hoşuma gitti. Çünkü bunları yazdıktan sonra biraz rahatlıyor birazda yapılacak şeyler görüyordum. Bir işçi gibi yapılacak şeyleri önüme seriyorlardı. Hani bazen kafamızı yormadan işleri görüp bir an evvel bir şeyler yapmak gibi. Buradaki tek fark kendimle yüzleşerek kendimi değiştirmeye yönelik işler olduğu için çok zorlu bir çalışma olduğu da kesindi.
Kendime aldığım bu notlar beni şaşırtsada bir taraftan da hoşuma gidiyor ve araştırma ya devam ediyordum. İkinci defa yine aynı şey olmuş okuduğum kitaplardan notlar alırken bir den sesi duymuş ve ne dediğini hatırlamak için hızımın yettiği kadar yazmaya çalıştığım bir andı;


                                                  26/11/2000 21:00 civarı
 İLAHİ REHBERLİK (kitabını okuduğum bir günde notlar alırken duyduğum sesleride kayt etmey başladım.)

1-KISIM
 Tanrı ve Koruyucu Melekleriniz ile nalsıl iletişim kurabilirsiniz?
S/15 
Tanrı ile sürekli temastasınız
İlahi rehberliğin neden farkında değilsiniz
Tanrı ile bağınızı güçlendirmek
Tanrı ilahi rehberlik hakkında ne diyor
S/30
Özgür irade yasası 
Bizim O'nun müdahalesi olmadan ve seçimler yapmakta özgür olduğumuzu bildirir. Eğer biz O'nun yardımına direniyorsak 

Bana bir şeyler mi söylüyceksin? (ses seda yok ben notlar almaya ve okumaya devam ediyorum)
  O bize ilahi rehberliğini empoze etmeyecektir. Tek istisna bizim vaktinden önce ölüm tehlikesiyle karşılaştığımız durumda 
24 saat bizimle. Her zaman ve her konuda bize yardımcı olabilir.
İlahi rehberlik daima sevince neden olur: Sahte benliğin daima sorunlara yol açar. 
Şu anda midemin ağrımasının sebebi böyle bir iletişim kurmaktan korkmak olabilir mi?
-Bu bakkalla pazarlama işine girersem doğrumu yapmış olurum? Bana bunu söylermisin?
-Karşınızdaki komşunuzun hayatından pek memnun olmayacak.Çocuk kayınvalide ve kayınpederinden uzun süre etkisi altından kurtulması zor olucak. Ne zaman kendine olan güvenini kazanacak o zaman komşu olarak kalıcak. Yani orada olmaktan memnun olucak. Ama buraya yerleştiğinden pişman bir süre keşke böyle olamsaydı  diyecek. Bu bilgi seninle iletişimden dolayı seni heveslendirdimi? Uzun vadeli olduğunu düşünüyorsun diymi?
evet.Kısa vadeli bir bilgi verebilirmisin?
-Televizyonun sesini kıs.
 Kıstım.Bana yardımcı olduğunuzu düşündükçe rahatlıyorum.Midemin ağrısı geçti. Şu andaki halim bana bir rüyamı hatırlattı.Sanki rüyamda böyle bir yazı yazdığımı hatırladım. Lütfen şu anda buna çok ihtiyacım var.
televizyonu kapat diyorsun, onun açık olması biraz fiziksel dünyada olduğumu hatırlatıyor.Burdan kopmadan da bana yardımcı olursunuz buna inanıyorum.Halan işle ilgili cevap alamadım.Böyle düşünmem kanalları kapatıyormu? Gene mideme ağrı girdi.Bak televizyondan bir ses sanki bana seslendi.
"Gevşe" diyor.
Gevşe diğimde kalem ve sekreter desteğim benden uzaklaşıyor.Güzel yazamam o zaman Bunlar bir mucize gibi geliyor bana. Ablamın söylediğine göre bunlar normal
-Sen bunu bilmiyormusun?
evet bende biliyorum. Ben bu kitabı alırken bilinçaltından şöyle bir şey geçti.aklımdan. Ablam ve Hülya yokken böyle bir deneyim geçireyim de kendi kendime ispat olsun diye. Ama biemiyorum.Düşüncelerimde sanki üçümüz içinde bir şey oluşturmak mı var? Ben kendi kendime konuşur gibi yazıyorum her halde.
-İşin için sana iyi olur diyorum.
Başka alternatifim yokda bunu kendi kendime mi söylüyorum? Yoksa sen bana mı söylüyorusn?
-Bu şekilde inancın gelir giderse komşunuzun geçireceği zaman kadar sende geçireceksin galiba.
Çığlık sesi duydum. Kaan mı acaba?
-Evet. Kaan çığlık attı ama oynarken, git bak.
Gittim baktım Kaan arkadaşı ile oynuyor eve çağırdım. Yarım saat daha izin istedi. Belki sohbete devam ederiz diye izin verdim.
-Hoş.
Bir sigara yakmak istiyorum.
Tercih senin ama senin için zararlı olduğunu biliyorsun. Bende içmeni istemiyorum.
Eeeee sigara elimde kaldı şimdi.
Ben bunu şöyle yorumladım. Her düşündüğümü yazıyor gibi oluyor böyle. Yani aklımdan hem sen hem ben mişim gibi geliyor.Lütfen bana bir mucize gibi bir şey istesem çok mu olur?
Televizyondaki şarkıdan bana "olmaz bir tanem" diyorlar.Bunu sen mi söyledin?
-"Olmaz inan bana olmaz, aşk böyle olmaz"
-Sunucu kadın yanındakine ne söyledi duydun mu?
Ne söyledi?
"Bana gaipten sesler geliyor" dedi. Bunun için ne dersin?
Ben inandım farz edelim.Bunu herkese söylemelimiyim? Bence söylememeliyim. Yani herkese derken ilgili-ilgisiz olan bütün cünle aleme.Yaa ben hep Tanrı ile Sohbet kitabından etkileniyormuşum gibime geliyor.
-Şimdi seninde istediğin gibi bir mucize olduğunu düşün korkmazmısın? Bu iletişim düşüncesi bile mideni ağrıttı. Senin istediğini şimdi yaparsak belkide kağıdı kalemi bir daha eline bile almazsın. İstersen otur televizyon seyret.
Valla konuştukça mı diyeyim yazdıkça mı diyeyim bilmiyorum ama rahatlıyorum. Bu sanki düşüncelerimi kağıda aktarmak gibi oluyor. Sen bunu bu şekilde kabul etsen ne olur. 
-Bu senin içinde iyi olur. Bak gördünmü doğru yaklaşımı yine kendin buldun.
Evet ben buna düşüncelerimi kağıda yazmak desem daha iyi olucak. Bu beni korkutmazda. Ben bunları okurken korkmayacağımı düşünüyorum. İletişimimizin var olduğunu düşününce yani biraz irkildim sanki. 
-Sen biraz gerildin. Bak sırtın ağrıyor gibi oturuşun çirkin. Bu seni hem yorar hem de ağrılı bir muhabbet olur. olayların içine girdikçe de sen böyle oluyorsun. Gittikçe dalıp sağı solu unutuyor, deve kuşu gibi kafanı toprağa sokuncaya kadar eğiliyorsun. Sonrada etrafını göremnediğin için "neymiş bu be" deyip kaçıyorsun. Öyle balıklama atladığında denizin dibindeki güzellikler bile insanı korkutur. Zamanım kalmadı diye hayatını seçtiğin her şey için acele ederek geçiriyorsun. Bakkalın dediği işde olsa başka bir işde olsa acele etme. Çabalamaların bilgi için olsun. Bilgi senin kafanı kuma gömmeni engeller ilk aldığın bilgi denize balıklama atlar gibi atlarsan nefesin yettiği kadar suda yol alabilirsin. Ama  arada aldığın her bilgiyi nefes gibi süşünürsen suyun altında bir balık gibi rahat dolaşırsın. Bu bilgilerle de bütün denizin içinde yol alır, denizin güzelliklerinide sindire sindire yaşarsın.
Bu deniz örneğini ben denizi seviyorum diye mi verdin?
-Evet. Birazda değişik olsun diye. Belki sende daha inandırıcı olur.
Teşekkür ederim. Bu bilgiye güzel. Edindiğim bilgiyi nefes gibi düşünüp denizin altında balık gibi yaşamak.
-Kaan geliyor kapı çalıcak.
Karşı komşuymuş yaa
Kapı çaldı ve harika Kaan geldi...



HAYTINIZ BOYUNCA KENDİNİZE EN DOĞRU SORUYU SORMANIZ DİLEĞİYLE, HOŞÇAKALIN.








19 Haziran 2013 Çarşamba

KENDİMLE TANIŞIYORUM 38

            KENDİMLE TANIŞIYORUM 38
          Kendimi tanıma yolculuğumda yaptığım çalışmalar bana insanın ne kadar karmaşık bir yapısı olduğunu da gösterdi.
           Bazı günlerde hiç bir şey yapmadığımı sandığım zamanlar çok şey yapmış olduğumu zaman gösterdi. Çünkü bazen bırakığ gitmek bazen öylece durmak bazen sessiz kalmak ne kadar çok şey söylüyormuş. Hatta bir ağaç gibi. Bunlar zamanın geçtiği günlerde başka bir anlam kazanıyor. Yeterki zamanı geldiğinde nedenleri hatırlayayım. Aslında zaman geçerken bellekte bir sürü şey güncel olarak birikiyor. Bunlar da kafa karışıklığına sebep olabiliyor. Ancak geçtiğimiz şeyleri hafıza da tutabilirsek ne güzel dersler alabiliyoruz.  Bu dersler de güncel olmalı çünkü bunlar da hafızadan silinince bunlar da bir şey ifade etmeyebilir. Bu yüzden hayatın tek gerçeği öğrenme olarak düşünüyorum. Çünkü öğrendiklerim hafızamda kalsa dahi bilgi olarak eskimiş oluyor. Bu her zaman güncel tutabilmek çok önemli. Bunu bu günkü eylemler le kıyasladığımda unutulmaması gereken çok güzel hareketler olduğudur.
                  Amaç güncel olaylardan yada siyasi hareketlerden bir yere varmak olmasa da kendini geliştirmiş bir toplum bireyi olmak çok önemlidir. Geliştirme bazen güncel olaylardan da kendimize pay çıkararak kişisel gelişimi sürdürmek olabilir. Çünkü güncel olaylarda kendimizi güncellememiz mümkün. 
                      Şu anda kendimin hareketsiz olduğumu düşünsem de  hareketsizlik dahi bir şey ifade ediyorsa bu bana nasıl bir ders olabilir. Düşündüğümde şu anda olması gereken sadece dinlenmem ve olanları izlemem de diyebiliriz. Yani her şeye gözlemci olarak katılmak yorum yapmak kendini tartmak ta bir sürecin parçası. Bu yüzden dinlenme yada şu anda olduğu gibi sadece durup öylece durup bakmak da bir şey. Kendime ne kazandığımı sormaktansa şu nada neler yapabilirim i sormak daha doğru geliyor bana. Evet bu soruyu sordum. Şu anda babamla ilgilenip burada bir şeyler yapmak bana neler kazandırır yada kaybettirir bilemem. Ancak bunu da zaman gösterecektir. Yeter ki farkındalığımı açık tutayım. Böylece bir süre sonra sonuç almam mümkün olabilir.   
                    
HAYATINIZ BOYUNCA KENDİNİZE EN DOĞRU SORUYU SORMANIZ DİLEĞİYLE, HOŞÇAKALIN. 

18 Haziran 2013 Salı

18/11/2000 KENDİMLE TANIŞIYORUM 37

                                                                      18/11/2000 01:10 
Bu durma düşmemin nedeni nedir?
-Değişen yağının oluşturduğu dirençten kaynaklanıyor.Sen iyi niyetli birisi olduğun için önce olduğu gibi işsiz kamadan bu şekilde  hem düşünmeni hem de üretimini kesmemeni sağlayan bu durumdan bir çok ders aldın.
-Herşeyin bir an evvel olmasını isterken sabır etmeyi.
-Çabalarının üstüne giderken oluşan direnci bırakmanı ama hayatın akışından da uzaklaşmamanı sağladı. Direncini bırakıp kendi hayatının sorumluluklarından da uzaklaşmanı sağladı.
-Bir kez daha oluşan bu zor duruma derbeder yaklaşmadan cesaretinin halen daha var olduğunu, bilginin artması gerektiğini. Bunun içinde bu okuduğun kitapları sana sundu. 
-bazı ince çizgilerde yürümeni sağladı. gelişen diğer sosyal olaylardan sana yansımalarından doğru yolda olduğunu anladın. Ancak biraz daha çaba ve bilgi gerekiyor.
-Herşeyi özgür bırakırken de bir şeylerin sana geleceğini düşündün. Belkide kendi içine, Öz'üne biraz daha yaklaştın.
-Cesaretini sınadın. Görünen bu kötü durumda bunalıma girip kendini salmadın. Tanrıya güveniyorum deyip yan gelip yatmadın. Dediğim gibi o ince çizginin üzerinde biraz durmayı başardın.
-Kendi kendini dinlemenin (düşünmenin) sana bir tatil gibi ancak tatillerde olduğu gibi para harcayarak değil de para kazanarak olması seni mağdur duruma sokmadan, bilgilenmeni, sabrını denemeni, bakış açının değişmesini geliştirdiğide ortada. 
-Hayatına çevrendeki insanlara nasıl bakacağını, ne zaman beklenti olup ne zaman ümitlendiğini fark etmen.  
              Bu tarihte bir otelde gece bekçiliği yapıyordum. Onlar gece müdürü diyorlardı. Ancak her kötü bir şey de iyi bir şey vardır. Bu yüzden edindiğim bilgileri kendi içimde değerlendirme fırsatını yakaladığım gündü. Bu Benim içimden gelen sese kulak verdiğimi düşünebilir, yada Öz'ümle sohbete başladığım gün yada durum daha da farklı bir bakış açısı getirmek gerekirse patolojik bir durumda sayılabilir. Kim nasıl değerlendirir bilmiyorum ancak bunu uzun zaman önce ben danıştığım kişiler ve edindiğim bilgilere göre çok içten Öz'den geldiğini öğrendim. Aslında bu çok ruhani ve mistik yada tanrısal olmaya bilir fakat benim içimden geldiği kesin ve bana yol gösterdiği kesin. Aslında herkesin böyle bir sohbeti vardır. (kendi kendine konuşmak gibi). Umarım sizede bir faydası olucaktır.  
HAYATINIZ BOYUNCA KENDİNİZE EN DOĞRU SORUYU SORMANIZ DİLEĞİYLE, HOŞÇAKALIN.

KENDİMLE TANIŞIYORUM 36

                KENDİMLE TANIŞIYORUM 36 
          Üç gündür yazmaya vakit bulamadım bu aralık beni üzdü. Sanki bir şeyleri ihmal etmişim gibi. Profesyonel birinin iş hayatında bir şeyi atlayınca rahatsız olduğu kadar rahatsız oldum. Kim bilir belki de bir gün bende profesyonel olurum. 
                Bu rahatsızlık beni bir şeyler yazmaya daha fazla yönlendiriyor. Bunun için de daha önce ve bu günler de aldığım kendimle ilgili yazıları da paylaşacağım. Bir taraftan da başka konular da bir sinerji yaratabilir miyim diye araştırmam gerektiği de var aklımda. Bunun için daha fazla bilgi ve değişik görüşlere de sahip olmam gerektiğinin farkına vardım. Bu kişisel gelişimimde de bana daha fazla ışık tutacak bir çalışma olacak. Zaman için de aldığım bu notlar bana daima yol göstermiştir. Bu yüzden sizede bir faydası olacağını düşünüyorum.
                     Kendi üzerimde yaptığım bu kişisel çalışmalar çok samimi ve doğruluğu benim açımdan kesin olan bilgilerdir. Bu yüzden ukalalık yapıyorum gibi gelebilir. Bazen de çok bilmiş gibi gelebilir. Ancak benim yaptığım gibi kendinize karşı dürüst olduğunuzda emin olun bir takım ortak yönler bulacaksınız. Bu ortak yönlerde bildiğiniz yada deneyimlediğiniz herhangi bir yaşanmışlık var ise mutlaka benimle paylaşın. Böylece daha büyük adımlar atmamız mümkün olacaktır.  Bu sadece beni değil paylaştığınız zamanda birbirimizi de aydınlatmış olacağız. Böylece kendini geliştirmeye adım atan iki insan olacak. Bunu da herhangi bir iki kişi ile paylaşırsak belki de onlara da ışık tutmuş olmanın huzurunu da yaşayabiliriz. Bu bence şu anda içinde bulunduğumuz toplumun daha da gelişmesine yardımcı olacak. Kim istemez ki aydınlık bir topluluğun içinde yaşamayı.
                       Bu çalışmalar benim için çok zor olsa dahi samimi oluşundan dolayı bir enerjisi vardır. Bu yüzden de bunları okumak ve paylaşmak bize sevgi ve hoşgörü anlamında katkısı olacaktır. Bu yüzden iyi bir şeyler yaptığımı düşünerek yardımlarınızı bekliyorum. 
Çünkü  Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim üyesinden öğrendiğim bir şeyi de ilave etmek istiyorum. Aldığım Turizm seminerinde ilk cümle şöyleydi "Arkadaşlar hayatta paylaştıkça artan iki şey vardır. Birincisi sevgi ikincisi de bilgidir. Diğer herşey paylaştıkça azalır" Böyle başlayan bir konuşmacıyı dinlememek mümkün mü? Ben bir vizyon görmüş ve deneyimlemiş olduğum o dersi hiç unutmuyorum. Bu benim için de bir yolun başlangıcı olmuştur. Bu yüzden kendim hakkında öğrendiğim yada öğrenmeye çalıştığım bütün bilgileri buradan sizlerle paylaşacağım. 
HAYATINIZ BOYUNCA KENDİNİZE EN DOĞRU SORUYU SORMANIZ DİLEĞİYLE, HOŞÇAKALIN. 
                 

14 Haziran 2013 Cuma

KENDİNLE TANIŞIYORUM 35

KENDİNLE TANIŞIYORUM 35
         Uzun zamandır neşeli olduğum bir anı hatırlamakta zorluk çekiyorum. Ancak neşelenmeye çabaladığım o kadar çok an var ki.
Unutmam mümkün değil. 
             Neşelenmenin bendeki duruşu daha çok etrafımdaki insanlardan kaynaklandığını fark ettim. Yani kendi kendime neşelenmem mümkün değil. Neşe belkide paylaştıkça güzelleşen bir şey. Etrafımdaki insanlar Gezi parkı olaylarından o kadar çok etkilenmiş ki mizahı bile bu direnişin içinde arar olmuşlar. Bazı insanlar bunu yakalamış gibi görünüyor. Bu kadar hareketin içinde mizahı katabilmeleri mükemmel. Beni tanıyanların çoğu neşeli olduğumu esprili olduğumu söylerler aslında bunu bana sağlayanlar kendileriydi belkide. 
                 Etrafımdaki günlük hayatın içinde bir sürü şeyle uğraşanlar gezi parkındaki dramın da farkında olduklarından olabilir neşelerini yitirmişken bende kendimde neşeli bir an aramayı nasıl sürdürebilirim. Çünkü neşem onların neşesinden kaynaklanıyorsa;
-Gezi de evladı sıkıntı çeken bir aileye temel fıkralarından birini anlatıp onu neşelendirmeye çabalamak ne kadar yapmacık ne kadar gereksiz olur. 
-Etrafımdaki insanlar günlük yaşamlarını normal olarak sürdürürken bağlantılı olduğu yada tanıdığı birinin bir amaç uğruna çabalarken ne kadar sıkıntılı olduğunu düşünürken benim neşelendirmeye çalışmam ne kadar gereksiz olur... 
           İçinde bulunduğum durumdan dolayı olayların bu kadar dışında ve bu kadar uzak olmama rağmen kendi iç dünyamda bile bu kadar etkilenmişken, olayları yakından takip eden yada içinde olan yada yaşayan insanlar için benim neşe arayışım nerde olabilir? bu ihtiyaç da ne? Saçmalıktan başka bir şey değil. Ancak herşey özüne dönerse bir gün ben de eskisi gibi neşeli olabilir hatta insanlara huzur veren bir atmosfere girebilirim. Benim ütopyam tüm canlıların ayanı anda beş dakika için huzurlu olduklarını bilmek. Hissetmek. İçi dolarya insanın aynı öyle. Tüm insanlığın mutlu olduğu bir beş dakikalık ara. Bu benim ütopyam. Belki de bu hiç olmaz bir şeydir. Dedim ya ütopya. Bu olduktan sonra insanlık bilinci nasıl şekil alıcak insanlar nelerle uğraşacak? 
HAYATINIZ BOYUNCA KENDİNİZE EN DOĞRU SORUYU SORMANIZ DİLEĞİYLE, HOŞÇALIN.   

13 Haziran 2013 Perşembe

bambaşka açı KENDİMLE TANIŞIYORUM 34

KENDİMLE TANIŞIYORUM 34

              Çoğu zaman olayların bize gösterilen tarafları yada sunulanı görürüm. O kadar ki gözüme sokuncaya kadar diretirler basın, medya, sosyal medya hepsi birlikte. Bütün bu olup bitenlerin bir başka açısı yada derinliğide var. Ben bunları çoğu zaman göremem. 
Ancak çok derinde bir şeyler bana bunların başka boyutu olduğunu söyler fakat, duyamam.  Bu da benim büyük hatalarımdan biridir. Hükümete dil uzatmak istemem ancak onun durumu benden daha da kötü. 
              Dün akşam eşimle konuşurken bir şeye dikkatimi çekti. Bunların farklı bir açısıda vardı. Buna gönülden inanıyorum. Bu bir kanaldan alınmış bir yazı. Bunu da sizinle paylaşıyorum.


Hülya Aydın Doğrusözlü

Celia Fenn
5 Haziran : Değişim… Değişim… İndigo Devrimi ve Türkiye …
Son iki yılda, Türkiye’de yoğun bir şekilde çalışmaktayım. Aslında, Türkiye’de diğer ülkelerde olduğundan daha fazla zaman geçirdim, buna “Orta Doğu Misyonum” adını veriyorum, bu değişken ve çok önemli bölgede Başmelek Mikail ve Işık Üstatları ile çalışıyorum. Anadolu’ya seyahat ettim ve İstanbul ve İzmir’de zaman geçirdim. Türkiye’yi seviyorum ve son iki yılda oldukça iyi tanıdığımı düşünüyorum. Şimdi orada değilim, ama iki hafta önce oradaydım! Ve Mart ayında oradayken, İstanbul’da şehri keşfederek ve Türk tarihini okuyarak bir hafta geçirdim. Bir uzman olduğumu iddia etmiyorum, ama temelleri ve ayrıca son zamanlardaki huzursuzluğun ve şiddetin Spiritüel yönlerini anlıyorum. Ve Mart ayında İzmir’de seminer yaparken, Başmelek Mikail Türkiye’de “Eski ve Yeni” arasında bir çarpışma olacağını, bunun yazın gerçekleşeceğini ve tüm bölgeye temel bir değişim getireceğini, en sonunda Küresel denge getireceğini söylemişti.
Evet, Başmelek Mikail Türkiye’ye “Alfa Yaratım Noktası” adını veriyor. Bu, Türkiye’de tohumların atıldığı ve bunların Küresel Uygarlığı etkilediği anlamına geliyor. Atlantis olaylarından sonra, Türkiye Yıldız Kapıları vasıtasıyla dünya dışı yaşam formlarının herhangi bir müdahalesi olmadan ortaya çıkacak olan yeni İnsan uygarlığını besleyecek, destekleyecek ilk yerlerden biriydi. Türkiye’de M.Ö. 15,000 yılına dek uzandığı tahmin edilen yerleşimlerin kalıntıları var. Ayrıca Avrupa ve Asya arasındaki pozisyonu nedeniyle, Bizans ve Osmanlı imparatorlukları dahil bir çok imparatorluğun odak noktası oldu. Bugün, Gezegendeki en başarılı ekonomilerden biridir ve İstanbul Avrupa ve Asya arasında uzanan Boğazı ile canlı ve hareketli bir şehirdir.
Birçok insan Türkiye’deki olaylardan şaşkına döndü. Bu durumda, ayaklanma veya “devrim” ekonomi ile ilgili değil, zengine karşı yoksul ile ilgili değil. Siyaset veya din ile ilgili değil, bunlar sorun olabilse de. Bu, ayağa kalkıp “Bu bizim için işlemez” diyen İndigo nesli ile ilgilidir. Tayyip Erdoğan ve Güvenlik Kuvvetlerinin hazırlıksız yakalanıp olan bitenler ile başa çıkamaması şaşırtıcı değil. Erdoğan ayaklanmayı “aşırı uçların ve radikallerin” işi olarak karakterize etti, onların “marjinal gruplar” olduklarını ve bunun yakında sona ereceğini söyledi. Radikallerdeki bu aynı inanç ve “radikaller” ile nasıl başa çıkacağınız inancı polis kuvvetlerinden gelen şiddetin arkasındaki motive edici güç idi. En sonunda, direniş büyüdükçe ve her yaştan ve her siyasi görüşten çok daha fazla sayıda insan sokaklara döküldükçe, burada gerçekleşen başka bir şeyler olduğu görünür hale geldi. Aşağıdaki resmin olan biten ve olmakta olan şeyin doğasını özetlediğini düşünüyorum… sadece yazlık elbise giyen ve ince bir omuz çantası taşıyan, saldırgan bir polisin gaz sıktığı genç bir kadın.

Onların, bunun İndigo Devrimi olduğunu tam olarak anlamadıklarını tahmin ediyorum. “Hayır… yeter” diyen ve saldırının karşısında sakince duranlar genç insanlar, çünkü onlar ışık savaşçıları ve sistem yıkıcılar. Onlar bu nedenle buradalar. Türkiye’nin ve çoğu Orta Doğu ülkelerinin çok büyük miktarda genç yetişkinleri var, değişimler yapmak için burada olduklarını bilen milyonlarca İndigoları var. Başmelek Mikail ile birlikte “İndigo Kristal Macerası” kitabımı yazarken, Mikail Dünyada değişimin “motorunun” İndigolar olacağını ve onların misyonlarında korkusuz olacaklarını vurgulamıştı. Bu, onların şiddeti savundukları anlamına gelmiyor. Türk hükümetinin bile arkalarından çöpleri temizleyen ve Çöp Kamyonları tarafından toplanan mavi plastik torbaları düzgünce bağlayan “göstericileri” hatırladığını düşünüyorum. Aşağıdaki Taksim Gezi Parkı civarında yaşayan bir dostun ilk “isyandan” sonra çektiği resimdir. Çevreyi gözetmek buradaki sorunun merkezi kısmıdır:

Ve protesto ve direniş toplumun tüm seviyelerini kapsıyor… işte biber gazına karşı yüzünü örten Kristal bir Çocuk…

ve Taksim Meydanında kalabalıklara katılan Yaşlı bir çift.

Ve bu sabah çekilen bir resim… bazı protestocular Taksim Meydanında yoga yapıyor:

Görebileceğiniz gibi, hükümet mekanizmasının pratik olarak İndigo Devrimi ile başa çıkması imkansızdır. Bu, niyeti şiddet olan radikaller veya toplumu bozmaya çalışan aşırı uçlar değil. Bunlar kendi yolu üzerindeki her şeyi yok eden Ekonomik Tüketiciliğin kontrolünün ötesinde hayatı yaşayabilmek isteyen genç insanlar ve onlara katılanlardır.
Asıl İndigo Devrimi burada çevreyi koruma olayı ile sessizce başladı. Bilebileceğiniz gibi, Taksimdeki Gezi Parkı bölgesi alışveriş merkezi yapımıyla yok edilme tehlikesindeydi. Burası İstanbul’un Avrupa yakasının ticari ve iş kalbi olan Taksimdeki son yeşil alandır. Bu küçük protesto New York’taki Zucotti parkı gibi başladı, protestocular hükümetin insanlara danışmadan bu kararı almalarını protesto etmek için parkta kamp yapmaya başladı. Hükümet, “radikal bir tehdit” varmış gibi tepki veren Polisi gönderdi ve herkese su ve gaz püskürttüler. Bu, Türk İndigo bilincinde bir şeylerin patladığı nokta oldu ve genç insanlar Taksim ve Beşiktaş sokaklarına doldular.
Bu noktada hükümet protestocuları şiddet yanlısı isyancılar olarak azletmeye çalıştı ve bu herkesin bir araya gelmeye başladığı ve şiddetsiz protesto ile insanların bir araya geldiği “Sevgi Devrimi” haline geldiği zaman oldu. Hükümet geri çekildi ve başbakan yardımcısı şu bildiriyi yayınladı: “Çevreye saygılı davrananlara karşı ilk olayda kullanılan aşırı şiddet yanlıştı ve adil değildi. O vatandaşlardan özür dilerim.”
Ve böylece, hükümet İndigo Devriminin doğasını tanımlamaya çabalarken, Gezi parkında bir parti atmosferi var, insanlar Türk insanının Birliğini kutlamak için bir araya geliyorlar.
Tüm bunların gerçekte neyle ilgili olduğunu sorduğunuz zaman, birçok farklı bakış açısı göreceğinizi düşünüyorum. Ama ortaya çıkan şey bu Alfa Tohum Bölgesinde Birliğin yeni bilincidir ve Özgürlük içinde ve herkesi destekleyen gerçek Demokraside yaşama arzusudur. Bu aslında İndigo Devrimidir.
8 Haziran: İndigo Devrimi … Bu Yaz Yakınınıza Geliyor
Evet aslında şu anda Türkiye’de gerçekleşmekte olan “İndigo Devriminin” bu yaz tüm dünyaya yayılıyor olacağı görünüyor. Ama .. endişeye gerek yok… İndigo Devriminin temelleri Şiddetsiz Protesto, Sevgi ve Paylaşım, Yaratıcılık ve Yeni bir Yaşam Şeklidir. Beklemekte olduğumuz budur… Kollektif olarak düşünen ve küresel olarak “birbirine bağlı” olan Yeni İnsanın, Beşinci Boyut İnsan Meleğin veya Kristal Varlığın dışavurumu. Ve evet, düşünmenin, dualizmin ve çatışmanın “Eski” şekli, Kollektif olarak düşünen ve Sevgi ve Uyumdan işleyen Gökkuşağı Savaşçılarını güçlükle kabullenmeye çalışırken kargaşa olacak. Şehitler ve günah keçileri olacak “Liderler” yok, sadece sonunda zamanı gelmiş olan bir fikir var!
Otoriteler onların “amaçlarına ulaşamayacağı” ve işlerin olağan şekilde devam edebileceği umuduyla “İşgal” (Occupy Movement) eyleminde olduğu gibi bu “protestoları” görmezden gelmeyi seçebilirler. Ama barışçı direnişin gücünü azımsadılar. Gandhi’yi ve görmeyi dilediğiniz değişim olmayı düşünün! 2012’nin Occupy (İşgal) eylemi Türkiye’de İndigo Devrimini “doğurdu” ve bu bir kaç park ve meydan ile sınırlanmayacak çok büyük bir eylemdir. Elbette, enerjiyi bozup şiddete dönüştürmeye çalışacak unsurlar olabilir, ama onlar başarılı olmayacaklar. Türkiye’deki dostlarımdan ve temaslarımdan, bu eylemin ana görüş medyasında bildirilmemesine rağmen, bunun Türk toplumunun tüm seviyelerinde etki yaratan çok büyük bir hareket olduğunu biliyorum. Aşağıdaki, Gezi Parkındaki protestolar ile ilgili İstanbul’dan bir bildirimdir:
“Türkiye’de yaşamakta olduğumdan beri, her zaman buradaki insanlarda hafif bir ağırlık olduğunu hissetmiştim. Bugünden önce, bu hissin nereden geldiğini hiç anlayamadım, ama şimdi biliyorum. Bugün tüm protestoların başladığı Gezi Parkında yürürken, ağırlık hissinin tamamen yok olduğunu kavradım. Protestocular parkı dünyadaki en eşsiz yerlerden birine dönüştürmüşlerdi. Çocuklar birlikte resim yapıyorlar, bazıları müzik çalıyor, diğerleri çiçekler ekiyor, bazıları çizim yapıyor ya da toplumsal sanat yapıyor, bazıları yoga yapıyor, kitap okuyor, yeni dostlar ediniyor ve herkes bir şeylere yardımcı oluyor. İnsanlar kabinler oluşturmuş, ücretsiz yiyecek veriyorlar, hizmetlerini ücretsiz sunan doktorlar, avukatlar, hatta bir veteriner var ve bir kütüphane var. Diğer insanlar temizlik yapıyor, bazıları elektrik sağlıyor ve hatta bir şirket taşınabilir tuvaletler getirmiş. İşletmelerin çoğu hala açık, bazıları insanlara ücretsiz hizmetler veriyorlar. Birkaç grup bu fırsatı kendi çıkarlarını gözetmek için kullanıyor, insanların parkı geri almak için katlanmak zorunda kaldıkları çatışmanın birçok izleri var, insanlar günlük işlerini yapıyorlar. O ağırlığın yok olması haricinde. Neden? Çünkü herkes mutlu, herkes umutlu, endişe yok, hiç kimsenin bir şeye ihtiyacı yok, ama herkes bir şeyler vermek istiyor, insanlar sadece kendi malzemelerini değil, kendilerini de paylaşıyor. İnsanların teknoloji, işleri ve bir şeyler satın almaları ile tükendiği bir dünyada, bu dikkate değer. Hayatımda asla bunun gibi bir topluluğu deneyimlemedim ve Türk insanının tutkusunu ve azmini gördükten sonra, bu çekip gidecek gibi görünmüyor. Elbette polisin başka saldırı tehdidi her zaman var, ama bugün gördüğüm şeyden sonra polisin bir şansı olduğunu sanmıyorum. Gezi Parkındaki enerjiyi hissettiğinizde, bunu çekip alabilecek miktarda biber gazı yok. Bunun bitmesi uzak olsa da, bunun Türkiye’nin omuzlarındaki ağırlığı atmak için gereksinim duyduğu şey olabileceğini düşünüyorum. Ve onların bir parçası olmaktan gurur duyuyorum!”
Bu yalnızca farklı şekilde yaşamayı arzu eden Kollektifin dışavurumudur. İstanbul’daki Tüketimcilik Makinesini desteklemek için Alışveriş Merkezlerine “güdülmek” yerine – ve bana inanın tam şimdi orada diğer birçok yerden çok daha iyi olacak-, bu insanlar yaşamın başka bir şeklinin bildirimini yapmayı seçtiler. Paylaşım, Kollektif Destek, Barış ve Yaratıcılık ve Eğlence ve Mizah duygusu… İndigo Devrimi.
Neden bu hızla yayılacak? Çünkü Dünya Yaşamın başka şekline ve şeyleri yapmanın başka şekline hazır… barışcıl olarak ve yaratıcılık, eğlence ve mizah ile. Kıyamet, Felaket ve Atlantis’ten miras kalan tüm o sefalet artık yeter. İndigolar ve Kristaller artık buradalar ve Dünyamıza ve Geleceğimize sahip çıkıyorlar! Bu dikkate alınacak akıllı bir eylem.
Her şey İstanbul’da çevreyi ve doğayı, Gezi Parkını koruma arzusuyla başladı. Konunun para ve zengin ve yoksulun arasındaki uçurum olduğu İşgal Eyleminin (Occupy Movement) aksine, İstanbul’da bu çevreydi ve şehirde hala bir miktar kalmış olan yeşil alanı koruma arzusuydu. Ve bu “yeşil alanların” işletmecilikten ve İstanbul’un geri kalanının ekonomik odağından çok farklı bir odakla bir “Toplum Merkezine” dönüştürülmekte olduğu göz önüne alındığında, yeşil alanların neden önemli olduğu ortadadır. Ve bu yeşil alanların kullanımının bir bölümü Yaratıcı olaylar, Konserler ve İnsan Ruhunun diğer yaratıcı tezahürleri içindi.
Protesto eyleminin sembollerinden biri Penguendir. Neden? Çünkü protestolar başladığı zaman CNN Türk kanalı olayları yayınlamadı, bunun yerine penguenler ile ilgili bir belgesel gösterdi. O zamandan beri Penguen, Türkiye’de ana görüş medyasının bilgiyi baskılama şeklinin mizahi bir sembolü oldu. Gaz maskesi takan bu Penguen resmini seviyorum… Penguenlerin bile İndigo Devriminin parçası olduklarını söylemenin eğlenceli bir şekli;

Ve… Polis barikatlarının kullanılmasının başka bir şekli….

İndigo Devrimindeki en önemli nokta çatışmaya ve şiddete girmemek, çözümler bulmaktır. Küresel Kollektif olarak birlikte çalışırsak Dünyanın problemlerine çözümler bulabiliriz. Elbette bu, güçlerini ekonomik kölelik, bölme ve savaştan sağlayan otoritelerin hoşuna gitmeyecektir. Ama, zaman geldi, Yeni İnsan burada ve bu değişimin zamanıdır. Tarih ve Evrimin kuvvetleri İndigoların tarafındadır.
Evet… bu kesinlikle ağaçlar, çimenler ve parklar ile ilgilidir. Bu Topluluklar ve Paylaşmak ile ilgilidir. Bu herkes için yeter demek ile ilgilidir. Bu korku ve zorluk ile değil, Sevgi ve Umut ile ilgilidir.
Bu, Genç İnsanların ve Kadınların seslerini dinlemek ve bağımsız bir bakış açısı ve fikre sahip olma haklarına saygı göstermek ile ilgilidir. Kadınlar ve genç insanlar devletin mülkiyeti değildir. Onların kendilerini ifade etme hakları vardır.
Bu İndigo Devrimi neden bu yaz Türkiye sınırlarının ötesine yayılacak? Çünkü Türk İndigo Devriminin Enerjisi tüm dünyadaki diğer birçok genç insanda rezonans bulacak. FİKİR tezahür ettirildi, tüm ülkenin Yeni Enerjinin ifadesine ve yaşamın çok farklı bir şeklinin arzusuna kapılabileceği gösterildi.
Hala düşünmenin üçüncü boyut yollarına yapışıp kalmış olan o hükümetlerin ve insanların İndigo Devriminin ne anlama geldiğini ve getirdiği değişimleri anlaması zaman alacak. Esasen Bireyselci olan Üçüncü Boyut Zihni esasen Kollektif olan Beşinci Boyut Varoluşuna karşı koymaya başlıyor. Veya başka şekilde söylersek, eski enerji varoluşu ve birey önce geliyor, sonra kollektifin parçası. Problemler bireye geri sevk ediliyor. Diğer taraftan, Yeni İnsan Kollektiftir ve hala bireysel bilincin özünü sürdürürken problemleri kollektif bir çerçevede çözer. Ve hepimizin bildiği gibi, bireye çoğu zaman çözülmez görünen şeyler ortaya çıkan yeni Topluluk duygusuyla Grup Çabasıyla kolayca çözülüyor.
Birkaç yıl önce Başmelek Mikail Topluluk ile ilgili konuşmaya başladığı zaman, sadece kırsal bölgelerdeki küçük topluluklar ile ilgili değil, çok geniş insan grupları ile ilgili konuşmakta olduğunu her zaman bilirdim. Topluluk duygusu geleneksel sınırları aşan Küresel Topluluk, İnsan Topluluğu duygusuyla başlar. Bir Topluluk sadece belirli siyasi veya dini ideolojiyi paylaşan insanlar değildir, Türkiye’nin göstermiş olduğu gibi Özgürlük, Barış ve Umut ile yaşamak isteyen herkestir. İyimserlik ve Neşe ile.
Bu gerçekten büyük bir Topluluk!
Ve İndigo Devriminin yakında sizin yakınınıza ulaşmasını bekleyebilmenizin nedeni budur! Tüm dünyada sosyal medya vasıtasıyla birbirine bağlı olan ve ayağa kalkıp Yeni Enerjide ve Yeni Toplulukta yaşamaya hazır olan milyonlarca genç insan var. Eğer Barış ve Sevgide bir arada durursak, daha iyisine değiştirilemeyecek olan hiçbir şeyin olmadığını görmenin zamanıdır.
http://www.starchildglobal.com/rabbitholejune2013.html
(Çeviri: Saffet Güler)

Rabbit Hole June 2013
June 8th : The Indigo Revolution.....Coming to a Place Near You This Summer.... Yes indeed, it looks very much like the "Indigo Revolution" that is taking place now in Turkey, will be spreading around the world this summer. But....no need to worry.....the essentials of the Indigo Revolution are...
STARCHILDGLOBAL.COM

10 Haziran 2013 Pazartesi

KENDİMLE TANIŞIYORUM 33

KENDİMLE TANIŞIYORUM 33
        Bu gün bazı şeylerin durulduğunda benimde bir durgunluk hali aldığımı fark ettim. Bu genellikle
etrafımdaki enerji akışından kaynaklanan bir durum. Bende bundan etkileniyorum. Belki durup bir düşünmek için bir zaman aralığı, belki de tamamen bir yorgunluk da olabilir. Ancak durgunluk hep oluyor. Toplumdan etkilenmem gayet doğal olabilir. 
           Bu arada beni bekleyen işlerin artmasını engellemem mümkün değil. Fakat dingin bir şekilde sıraya koyup ufak ufak çalışmalarıma devam etmem için de bir dürtü aldığım kesin. Bu beni karıştıran bir şey. Yani işlerin yığılma hızıyla aynı orantıda çalışma yapmam her zaman mümkün olmadığı için yığınlar karşıma gelmeye devam ediyor. 
              Bu konuda deneyimlerim çok olmuştur. Çoğu zaman yaptığım iş anlaşmalarında hep işlerden boğulmuş ve kaosa girmiş şirketlerin bir an evvel toparlanması ve düzene girmesi çalışması ile karşılaştım. Bunları istenen ayara getirmek için çok çalıştım. Bir yandan geçmişini düzeltip bir yandan güncel olan işleri rayına koymam gerekiyordu. Bunu nasıl yapacağımı kendime defalarca ispatlamışımdır. Burada da ufak bir takım farklılıkların dışında değişen yok. O yüzden bunu da başarabilirim. 
            Tam anlamıyla tuttuğum yol her defasında sonuca başarılı bir şekilde ulaşmıştır. Bu beni her defasında biraz daha güvenle yoluma devam etmeye  ve doğru yolda olduğumu göstermiştir. Bu birazda benim tarzım olmuştur. Ufak ancak emin adımlarla ilerliyorum. Bu da arkamda bir yığın olduğunda onlarıda düzenleyip yola devam ediyorum. Her defasında beklentiler daha hızlı olma konusunda idi. Fakat emin olmadan attığım adımlar için geri dönmek bana zaman kaybı gibi geliyordu. Bunu çoğu zaman ifade etsemde kaosun içindekiler sabırsızlıkla sonuç istiyorlardı. Sonuç için onlara ümit vermekten hep kaçınıp durumun gerçek hali için bir görü oluşturmaya çalışmış ve bunu gösterdikten sonra da artıları arttırmaya devam etmişimdir. 
KENDİMLE TANIŞIYORUM 33
HAYATINIZ BOYUNCA KENDİNİZE EN DOĞRU SORUYU SORMANIZ DİLEĞİYLE, HOŞÇAKALIN.  

KENDİMLE TANIŞIYORUM 32

KENDİMLE TANIŞIYORUM 32
     Bu hafta akrabalarımı ağırladım. En küçüğünden büyüğüne kadar herkes gezi ile ilgiliydi ve takip ediyordu. Yıllar sonra ağırlama şansım oldu. Çok mutlu oldum. Her birini ayrı ayrı özlemişim. Bu ne kadar güzel bir şeydi. Sanki geçen hafta görüşmüşüz gibi herkes muhabbete devam etti. Yani 
şu ağacın yaptıklarına bak her kes tek yürek olmuş bile. Herkes geçmişi unutmuş bu gün için tek bir düşünceye sahipti. Aslında insanların çoğu böyle. Aile bağlarını koruyup diğer düşüncelerine saygılı bir ortamda bir arada olmayı kolayca başarabiliyor. Yeter ki araya yanlış düşünceler girmesin ve yeter ki birbirlerini yıpratacak eylemlerden uzak dursun. 
        Buradan kendi adıma çıkardığım pay ise; her zaman insanların düşüncelerine saygılı olup yargısızca onu engin yüreğine almak ve onu da sevebilmek. Kimseyi ayırmadan kimseyi yargılamadan. Kendimi eğitmeme bile gerek yok. Sadece sevip hoşgörülü olmak yeterli. 
          Bana göre bir sürü danışmanı olan ve bir sürü eğitimi kendi ayağına getirebilecek bir hükümetin başkanı bunu çok daha kolay yapabilecektir. Yapmı yormu, yapamıyormu? Kendi kendine bunun cevabını verip severek hoş görücek bak nasıl herkes bir araya geliyor. Bu liderden bunu beklemek o kadar da kötü değil. Sebebi insanlar birlik olsun, ödülü tekbir yürekten daha büyük bir güç oluşturup daha medeni ve daha bilgili bir topluma dönüşmek. 
      Kendimde bulduğum bu hareketleri genişletince içinde yaşadığım toplumun vizyonuna sahip olup yapılacak işleri görmeme yardımcı olan bu ağaçlara teşekkür etmek istiyorum. İyiki varlar. Onlardan daha çok şey öğreneceğimi düşündüğüm için de onları korumaya yönelik her çabanın içine giriceğim. 
HAYATINIZ BOYUNCA KENDİNİZE EN DOĞRU SORUYU SORMANIZ DİLEĞİYLE, HOŞÇAKALIN.

6 Haziran 2013 Perşembe

KENDİMLE TANIŞIYORUM 31

KENDİMLE TANIŞIYORUM 31
                  Gezi parkında hiç bulunmadım. Civarında bir iki kere bulundum. Ancak benimle beraber bu kadar insana bu kadar çok şey öğreteceğini kim bilebilirdi. Ağaç deyip geçmemek lazım. En büyük yaşam derslerini verebiliyorlarmış. Bazen meditasyon yaparken ağaçların karşısında durup konsantre olan insanlar artık bunun ne kadar muazzam bir şey olduğunu çok daha rahat ifade ede  bilecekler. 
                      Bir ağaç bana neler öğretti. Birlik duygusunu tam olarak içimde hissetmeme sebep oldu. Bazı şeyleri ihmal edip onların bedellerini ödemem gerektiğini öğretti. Yapılacak çok şey olduğunu ve bir an evvel harekete geçmem gerektiğini öğretti. Vizyonumu genişletip ülkenin durumu hakkında bilgi verdi. Halen daha umudun var olduğunu gösterdi. Koşulların ne kadar kötü olduğunla değil umudumu yitirmeden hayata devam etmem gerektiğini hatırlattı. Ne kadar pasif olursam olayım yinede bir şeyler yapabileceğimi gösterdi. Kimin neyle nasıl ilgili olduğunu ve bende nasıl durduğunu gösterdi. Evet ilgili olmanın ne demek olduğunu ve kendinin nerede olduğunu fark etmene sebep oldu. Bu derinleştikçe veriler artıyor. Artık kendime daha çok şey öğretebileceğimi gösteren gelişmelere teşekkür ediyorum. Bu olayların bir ağaca kadar inmesi ne kadar ilginç geliyor. 
                         Kendimin çok daha fazla erdeme sahip olup daha fazla bilgi ile görüş açımı değiştirip bilgece bakmam gerekiyor. Bu konuda da dengeli olmam düşüncesi alt taraftan bana seslenmeye devam ediyor. Bende ona teşekkür ediyorum. 
HAYATINIZ BOYUNCA KENDİNİZE EN DOĞRU SORUYU SORMANIZ DİLEĞİYLE, HOŞÇAKALIN.  

4 Haziran 2013 Salı

KENDİMLE TANIŞIYORUM 30

KENDİMLE TANIŞIYORUM 30
           Her insan gibi benimde hatalarım var. Gerçekten yapmam gereken işler dururken ekonomik kaygılarım nedeniyle önceliklerimi ihmal etmişimdir. 
                  Tıpkı Başbakanımız gibi. Memleketin sorunlarını ihmal edip yurt dışına seyahate gitmesi önceliklerini ihmal etmesini gösteriyor. Seyahatinde Kral mezarlarını ziyaret ettiğini öğendik. Bunun sebebini merak ederken bu sabahta Fas Kralının kendisini kabul etmediğini de öğrendik. 
              Bazen insanlar medet umdukları şeylerden bir çıkar elde edemedikleri zaman kendilerine bakarlar. Başbakanda belki şimdi memleketin gerçek sorunlarına dönücektir. Fakat çok geç olmamasını umalım.  
                Hayat çok ilginç. Kendinizi gözlemlemeye başaladığınız da içinde bulunduğunuz toplumla ne kadar çok ortak yön buluyorsunuz. Yanılgılarımız bile bir sürü yere dayanıyor ancak yinede hatalar yapıyoruz. Başbakan anket sonuçlarına göre gittiğini düşünenler bu linke tıklayabilir. http://www.internethaber.com/erdoganin-buyuk-yanilgisi-43488h.htm Daha sonra da bu hatalarımızın bedellerini ödemekle yükümlü oluyoruz. Kişi ne olursa olsun dengeli olmalı hele hele bir ülkenin başbakanı ise çok daha önemlidir. 

HAYATINIZ BOYUNCA KENDİNİZE EN DOĞRU SORUYU SORMANIZ DİLEĞİYLE, HOŞÇAKALIN.
                       
           

KENDİMLE TANIŞIYORUM 29

KENDİMLE TANIŞIYORUM 29
                    Bu gün benim için önemli bir gün. Çünkü bu gün hiç bir şey yapmak istemiyorum. Benim bu halde oluşum atalet haline girdiğimin bir göstergesi gibi geliyor bana. O yüzden bunun üzerine gitmem gerekiyor ve kendime bu konuda bir şeyler yapabileceğimi göstermem gerekiyordu. Bu satırlar tamamen kişisel. Kendimle mücadele etmem gerekiyor. Ancak bu şekilde üretime geçebilirim. Bu huyumu tanıyorum.
                 Bu huyumu bildiğim kadarıyla dinleniyor ve biraz da kafamı boşaltıyorum. Ancak zaman geçiyor. Daha çok şey üretip daha fazla şey yapmalıyım. Bu düşünceler beni harekete geçiriyor. Bu sabah bu huyumun üzerine gittiğim için kendimi kutluyorum. 
                    Bu sabah kendi kendime disipline olabildiğimi ve bir şeyler üretebildiğimi ispatlamam gerekiyordu. Çünkü kendimi salarsam böyle gidecekmiş gibi geliyordu. Bu duygum daha ağır basmasına rağmen bir şeyler yapıp bu bir iki satırı karalamam gerekiyordu. Bu satırlar sadece kendime disiplin olabildiğimi ispatlamak içindir. Bu küçümsenecek bir şeydir. Ancak ben bu konuda çok zorlandığım için büyük bir adım gibi geliyor. İnsanlar bu tür şeyleri çok kolay yapabilir. Fakat bende rahatlığa ve boşvermişliğe karşı bir denge kurmam gerektiği uyarısını çoktan  almama rağmen bir türlü olmamıştır. Fakat bu şekilde de daha fazla pratik olduğu için başarma şansım her geçen gün daha da artıyor. 
                   Bu konu yapabileceklerim çok fazla değil. Yani çok fazla bir şey yapmam gerekmiyor. Sadece yapılması gerekeni bir kenara bırakmadan çalışmaya devam etmem gerek. Bu günkü satırlarımın benim için bu yüzden çok önemi vardır. 
                      Yoksa herşeyi bir kenara bırakıp canımın istediğini yapmaya o kadar meğilliyim ki en ufak bir şeyde dönebilirim gibi geliyor. Direnip bu konuda bir şeyler yapıp alışkanlık olmaktan çıkarıp dengeli bir şekilde kendime gelmem gerekiyordu. Bu yüzden çalışmam bu gün için çok önemliydi. Bu satırların olması gerektiği için olduğunu düşünmek istemiyorum. Fakat kişilik olarak sadece içsel disiplinim anlamında olması gerektiği için olmasında bence bir sakınca yok. 
HAYATINIZ BOYUNCA KENDİNİZE EN DOĞRU SORUYU SORMANIZ DİLEĞİYLE, HOŞÇAKALIN.

2 Haziran 2013 Pazar

KENDİMLE TANIŞIYORUM 28


TAKSİM GEZİ PARKI 
             Medyadan takip ettiğim kadarıyla eylemler hakkında yorumlar yapmak isterdim. Oysa dün Halk TV de görüntülere baktığımda medyanın bir şeyden haberi olmadığını gördüm. 
               Türk televizyon kanallarının çoğu benim gibi evinde oturup neler olduğuna bakan bir durumu varmış. Hatta ben bile şu anda büyük kanallardan daha fazlasını yaparak, yorum yapıyorum. Evden çıkamadığım için sebebimin, büyük kanallardan daha iyi ve bir sürü insana göre daha geçerli olduğunu düşünüyorum. Benim işim haber vermek olmadığı halde. Bundan ekmek yiyen ve bunu kendine meslek olarak seçenler yanlış yerlere bakıyorlar. Oysa çok büyük bir olay olduğunu düşündüğüm şey; İzmir' de Karşıyakalı ve Göztepeli vatandaşların bile yanyana durduğu bu eylemi bilhassa haberlerine taşımaları gerekirdi. Ben bunu duyduğumda tüylerim diken diken oldu. Halkımız ne büyük bir birliğin içinde kendini ifade ediyor. Bir sürü art niyetli insanlara ders vermesi gereken bu eylemler onlar için korkunç olmalı. Her türlü sıkıntıya göğüs geren şu halimizde bile birlik olabildiğimizi göstermek de mükemmel. 
           Evet halkım bir kez daha bana kendimi gösterdiği için çok memnun oldum. Her koşulda bütünlüğümü yitirmemem gerektiğini bir kez daha hatırlayıp, yapılacak daha çok işimin olduğunu gösterdi. En önemlisi başkalarının sözüne bakmadan (provakatörlerin etkisinde kalmadan) inandığım doğrular üzerinde yürüyüp ayakta durabildiğimi fark ettim. 
HAYATINIZ BOYUNCA KENDİNİZE EN DOĞRU SORUYU SORMANIZ DİLEĞİYLE, HOŞÇAKALIN
                  

                 

1 Haziran 2013 Cumartesi

GEZİ PARKI

GEZİ PARKI
                Gezi parkında bir sürü olaylar yaşanıyor. Fakat benim en çok dikkatimi çeken gün geçtikçe birlik büyüyor. Bu o kadar güzel bir şey ki. Sanki kendi içim de bir bütünlüğe ulaşıyor ve gelişiyorum.Cesaretim artıyor, gücüm olduğunun farkına varıyorum.
                         Bir insanın dünyayı değiştirecek gücü olduğu aşikar. Gezi parkında bu kadar insanın bir arada oluşu bir sürü değişimi gösteriyor. Bunların başında halk söz sahibi olduğunu ve hükümet buna dikkat etmezse AB den bile eleştiri alabileceğini görmesi. Yapılacak işler halen daha var bu bir başlangıcı gösteriyor. Neyin başlangıcı? Birlik bir güçtür ve en büyük birlik halktır. Bu yüzden gezi parkında birleşme halkın hepsinin bir araya geleceğinin başlangıcı. Gecekonduları yıkılan, evladın dan haber almaya çalışan, çevreyi ve yeşili koruyan, düşüncelerinde bağımsız ve buna inanan, hükümete yanlışını gösteren ve daha niceleri burada ve artmaya devam ediyor.
                        Son günler de sosyal medyadan takip bile etmediğim ancak o kadar çok yoğun bilgi akışına tanık olduğum şeylerden etkilenmemek mümkün değil. Bu birlik artıkça içim de tuhaf bir gurur içimi kaplıyor. Böylesine bir toplumun, halkın parçası olmaktan  onur duyuyorum. Bana kendimi gösteren halan daha bir şeylerin içimizde varlığını anlatan bir toplumun parçasıyız. Ne mutlu bu halka. Ne mutlu kendini bu birlikten hissedebilenlere. 
HAYATINIZ BOYUNCA KENDİNİZE EN DOĞRU SORUYU SORMANIZ DİLEĞİYLE, HOŞÇAKALIN.