29 Temmuz 2013 Pazartesi
28 Temmuz 2013 Pazar
27 Temmuz 2013 Cumartesi
24 Temmuz 2013 Çarşamba
23 Temmuz 2013 Salı
Hülya Aydın Doğrusözlü TELVİN "Paketlenen Melekler"
PAKETLENEN MELEKLER
Saf tutkularını içine atar
İşçi oğlanı açlıştırır içinde yinede
kimliklerini barışa davet eder
birbirini kabule..
kavgalıdır zira dünyalı kimlikleri
yüreğinin farkında lığı ona yetmez
seviler,n segiler az kalır
eksiye düşer kendini sevmeleri..
Başka muhtaç yüreklerin enerji yemeleri
geçse de algılayış süzgecinden
o geçemez kendine giden köprünün
üstünden..
sırat bile bu kadar ince deildir diye
düşünür,
böbürlenerek egosu imkansızlığa öykünür
imler bulur beyninin labirentlerinde
okumalardır onu
birbirine geçen boyutlarda aydınlatan..
kendine giden yolda ejderhalar çıkar karşısına
kırmızı mavi alevler püsküren,
savaşır öfkeli, savaşır dingin..
dener, deneyimler..
düşer.
bazen kalınlaşır sırat..şaşırır..
atletler gibi koşmaya başlar..
beceriksiz antrenörler gelir aklına
çelmeler taktırır kendine
eksiye düşer kendini sevmeleri..
Işıklar gözünü alır ıraklardan
yüreğiyle görür huzmeleri,
yeşil, mavi, sarı, ebruli
paket yapar savaşçı zihni gökkuşağını
yüreği yine bulur tek beyaz kaynağı..
dibi görünmeyen uçurumlar var vardığı yerde
aşağıya bakar, düşüşü görür
karşıda kocaman,
henüz meteorlar yağmamış kayalarda
kendine bakan silueti el sallar..
inadına umutla bakar ona, şaşırır..
altın huzme ışıkları çoğalır siluetin
gözlerini kamaştırıncaya kadar..
köprü kalınlaşır...şaşırır.
artıya çıkar kendini sevmeleri..
Aç susuz yoludur bu köprü,
beslenmek ister denizin içindeki
deniz sür der ekmeğinin üzerine
biraz yosun, biraz yıldız,
yorgan olsun üzerine deniz
en iyisi deniz ol sen der
uçsuz, bucaksız...
ortaya çıkar kendini sevmeleri..
Pembe gül bahçeleri düşlerinin ortasıdır
görür içindeki sembolleri, nergisleri.
düş hep gül bahçesi kalmaz,
zihni dalar bahçenin içine
basar üstüne üstüne illa
gözünün içine sokar
gül dibindeki otları, dikenleri..
fesleğeni bulur inatla, otun içindeki kokudan
yüreği ferahlar dokununca ışık hızıyla yayılan
zerrecik kokusundan ..
anında biter havadaki izi..
avuçlarını yüzüne götürür, hep öyle kalmak ister,
buharlaşır elinde ki fesleğen kokulu izler..
eksilere düşer kendini sevmeleri..
Okumalara kaçmak ister yine kendi gibi
canlılardan..
süptilini arar, etrafındaki meleklerden,
gözleri satırları takip ederken yüreği
heyecanla bekler bulacağı o tatlı yeri,
melekler görür sağda solda, kanatlı cinsiyetsiz
hayran kalır görüntülerine, yüzlerine..toplar onları
dükkanlardan, duvarlardan, sokaklardan.
saçma gelir uçuşan anlarda birden
yapıldığını anlayınca çeşitli maddelerden,
resimlerden..
Paket yapar savaşçı zihni
görmediği, dokunmadığı
ama dissettiği melekleri.
Nötrleşir kendini sevmeleri.
Hülya Aydın Doğrusözlü
TELVİN "Paketlenen Melekler"
Saf tutkularını içine atar
İşçi oğlanı açlıştırır içinde yinede
kimliklerini barışa davet eder
birbirini kabule..
kavgalıdır zira dünyalı kimlikleri
yüreğinin farkında lığı ona yetmez
seviler,n segiler az kalır
eksiye düşer kendini sevmeleri..
Başka muhtaç yüreklerin enerji yemeleri
geçse de algılayış süzgecinden
o geçemez kendine giden köprünün
üstünden..
sırat bile bu kadar ince deildir diye
düşünür,
böbürlenerek egosu imkansızlığa öykünür
imler bulur beyninin labirentlerinde
okumalardır onu
birbirine geçen boyutlarda aydınlatan..
kendine giden yolda ejderhalar çıkar karşısına
kırmızı mavi alevler püsküren,
savaşır öfkeli, savaşır dingin..
dener, deneyimler..
düşer.
bazen kalınlaşır sırat..şaşırır..
atletler gibi koşmaya başlar..
beceriksiz antrenörler gelir aklına
çelmeler taktırır kendine
eksiye düşer kendini sevmeleri..
Işıklar gözünü alır ıraklardan
yüreğiyle görür huzmeleri,
yeşil, mavi, sarı, ebruli
paket yapar savaşçı zihni gökkuşağını
yüreği yine bulur tek beyaz kaynağı..
dibi görünmeyen uçurumlar var vardığı yerde
aşağıya bakar, düşüşü görür
karşıda kocaman,
henüz meteorlar yağmamış kayalarda
kendine bakan silueti el sallar..
inadına umutla bakar ona, şaşırır..
altın huzme ışıkları çoğalır siluetin
gözlerini kamaştırıncaya kadar..
köprü kalınlaşır...şaşırır.
artıya çıkar kendini sevmeleri..
Aç susuz yoludur bu köprü,
beslenmek ister denizin içindeki
deniz sür der ekmeğinin üzerine
biraz yosun, biraz yıldız,
yorgan olsun üzerine deniz
en iyisi deniz ol sen der
uçsuz, bucaksız...
ortaya çıkar kendini sevmeleri..
Pembe gül bahçeleri düşlerinin ortasıdır
görür içindeki sembolleri, nergisleri.
düş hep gül bahçesi kalmaz,
zihni dalar bahçenin içine
basar üstüne üstüne illa
gözünün içine sokar
gül dibindeki otları, dikenleri..
fesleğeni bulur inatla, otun içindeki kokudan
yüreği ferahlar dokununca ışık hızıyla yayılan
zerrecik kokusundan ..
anında biter havadaki izi..
avuçlarını yüzüne götürür, hep öyle kalmak ister,
buharlaşır elinde ki fesleğen kokulu izler..
eksilere düşer kendini sevmeleri..
Okumalara kaçmak ister yine kendi gibi
canlılardan..
süptilini arar, etrafındaki meleklerden,
gözleri satırları takip ederken yüreği
heyecanla bekler bulacağı o tatlı yeri,
melekler görür sağda solda, kanatlı cinsiyetsiz
hayran kalır görüntülerine, yüzlerine..toplar onları
dükkanlardan, duvarlardan, sokaklardan.
saçma gelir uçuşan anlarda birden
yapıldığını anlayınca çeşitli maddelerden,
resimlerden..
Paket yapar savaşçı zihni
görmediği, dokunmadığı
ama dissettiği melekleri.
Nötrleşir kendini sevmeleri.
Hülya Aydın Doğrusözlü
TELVİN "Paketlenen Melekler"
22 Temmuz 2013 Pazartesi
21 Temmuz 2013 Pazar
20 Temmuz 2013 Cumartesi
17 Temmuz 2013 Çarşamba
14 Temmuz 2013 Pazar
45-K.T./BAŞBAKANIM
45-KENDİMLE TANIŞIYORUM/ BAŞBAKANIM
Son günlerde Başbakanın yanlış tutumunu eleştirenler, halkı bölmeye yönelik yanlışlar olduğu konusunda hemfikir. Şöyle düşündüm. Ben başbakan olsam idare ettiğim bir halkı neden ikiye böleyim ki? Bunların bana sağladıkları yada benim onlara vericeklerim neden bölünsün. Yani halkı bir bütün olarak görmekten neden uzaklaşayım ki. Bana rant yada etiket sağlayan bir halkı ikiye bölmek bana ne sağlar ki?
Bana kocaman bir saçmalık gibi geldi. Bazı felaket senaryosu üretenler bölününce daha kolay yönetileceği konusunda da fikirler beyan ediyor. Şimdi on kişiyi idare ederken daha azını idare etmek benim için pastayı bölmek gibidir. Halkın yarısına hitap eden bir başkan olmaktansa tamamına hitap etmek ve onlara doğru kişi olduğumu ispatlamak daha doğru geliyor. Varsayalım yarısı beni anlamadı kendimi kabul ettiremedim. Bu yüzden onları sileceğime onları kazanma yollarını aramak, bunu başarmak en güzeli. Bu da olmadıysa onları hoş görüyle kabullenmenin bir zararı olacağınıda sanmam.
Ben bu kadar ince düşünemiyen bir başkanımızın oldğunu sanmıyorum. Fakat bir şeyler ters gidiyorsa ya düşüncede ya da eylemlerde bir yanlışlık var demektir. Bunu kendisi görmüyorsa danışmanları da o kadar parayı hak edecek görüye sahip değiller mi?
Belkide bütün bunların farkındayım ancak koşullarımdan (yani hasta ve yaşlı babama bakmak) dolayı dışarı çıkamıyor yada herhangi bir aksiyona giremiyorum. Ancak birisi bana yardım ederse biraz kendim olabilirim. Acaba başkanda bu durumda olabilir mi yada komut aldığı birileri mi var?
Belki çoğu kimse bunu yorumlarken eleştirel olarak yaklaşacak. Fakat benim ne kadar cahil ve ne kadar görümün eksik olduğunu bilmesi de gerek. Buna rağmen bunlar aklıma geliyorsa kendi durumumun başkalarına nasıl bir faydası olacak onuda düşünmeleri gerekmekte.
HAYATINIZ BOYUNCA KENDİNİZE EN DOĞRU SORUYU SORMANIZ DİLEĞİYLE, HOŞÇAKALIN.
13 Temmuz 2013 Cumartesi
44-K.T./$ DOLAR
KENDİMLE TANIŞIYORUM-44 /$ DOLAR
Yıllar öncesinde döviz bürosunda çalışırken Bu günkü hükümet işbaşına gelmişti. Bana bu partinin ilçe başkanlığı kuruluşunda görev teklif etmişlerdi. Bunların önemi yok. O günlerde para piyasalarıyla yakından ilgileniyordum. Meslek icabı. Fakat o günlerde hükümet hakkında bir sürü yazılar yazılıyordu. Yaptıkları kararlar sürekli eleştiriliyordu. Bilhassa ekonomik anlamda çok eleştiri vardı. Yaptığım işten kaynaklı bende o günlerde neler yapacaklarını merak ediyordum. Döviz piyasasında dalgalanmalar oldukça piyasa hareketlenirdi. Bu arada ellerinde döviz bulunanlar da alıp-satıp para kazanırlardı. Bu borsadan etkilenmelere de Doğu Perinçek bir yorum getirmişti. Borsa kumarhane gibi bunu ortadan kaldırmak lazım. Yada buna benzerdi. Bu çok acayip bir yorumdu.
Aradan zaman geçtikçe hükümetin aldığı kararlar mercek altına alınıp neleri doğru neleri yanlış yaptıkları inceleniyordu. Bu çok normal bir siyasi gelişme olabilirdi. Ancak adını hatırlamadığım bir yazar hükümetin tutumunu eleşitriyordu. O na göre ekonomik anlamda ciddi yanlışlıklar yapılıyordu. Döviz kurlarının olması gerekenden farklı bir biçimde frenlenmeye çalışması zaman içinde olması gereken değerden daha fazla bir değere tırmanmasına sebep olurdu. Ekonomik anlamda ciddi bir çöküşe sebep olabilirdi. Çünkü bu bütün piyasayı etkileyen bir oluşumdu. Döviz kurlarının sabitlenmeye çalışmasını, gerilen bir yay gibi değerlendirmişti. Hükümetin istikrar çalışmasında bunun yani döviz kurlarınında sabitlenmeye çalışması da vardı. Bu olağan dışı bir şeydi sonucunda ise gergin yaydan fırlayan bir ok gibi dövizler fırlayacaktı. Bende bunların sonucunda o günlerde hep şunu merak etmiştim. Hükümetin bu tutumu doğru yada yanlış bilmem ancak bunların bıraktığı hükümet ne yapacaktı?
Zaman içinde bütün sorularımın cevabını alıyorum. Bugünlerde de bu sorularımın cevabını alıcağımdan eminim. Ancak Allah tan dileğim halkımız için hayırlı olması. Çünkü kurlar bu günlerde çok aşırı yükseliyor ve kontrol edilemez hale gelmesinden korkuluyor. Sonuçları çok ağır olmaması umuduyla.
HAYATINIZ BOYUNCA KENDİNİZE EN DOĞRU SORUYU SORMANIZ DİLEĞİYLE, HOŞÇAKALIN
2 Temmuz 2013 Salı
43-K.T./ZANNETTİM
43-KENDİMLE TANIŞIYORUM/ZANNETTİM
Aslında çoğu şeyi edinmek için uğraştım durdum. Bir sürü zaman ve bir sürü şey harcadım. Bakıyorum da şu anda bir çok şey ne kadar boş geliyor. Araba aldık, ev aldık bu güne gelince hiçbir şey yok. Hepsi şu anda duruyor hatta artabilirdi de çok fazla olabilirdi de. Şu anda onların yokluğu sadece fiziksel olarak değil ruhsal olarak da aynı durumda oluşum çok ilginç. Şu anda kapının önünde bir ferrari olsa ne olur? Binip gidemedikten sonra. Aslında şu anki halimi de zannediyor olabilirim. Her şey zamanla değişiyor. Bu o zaman geçici bir durum. Böyle baktığım da edinmeye çalışmanın bir anlamıda kalmıyor. Hayatımı bazı şeyleri edinmeye harcamanın anlamı kalmadığını yeni yeni öğreniyorum. Çünkü hepsini benim sandığım anda bakıyorum benim değilmiş. Bir sürü çaba ve sıkıntı boşa olduğunu anlamak iyi bir şey olabilir. Bunun arkasından pişman olmayacağın şeyler gelmiyorsa.
Bir anda bu bilince varmak büyük bir boşlukla karşılaşmama sebep olsa da yinede bir şey öğrenmenin kazancı ile ceplerim dolu. Bu aslında güzel bir şey. Çünkü daha sonra senin olmadığını anlayacağın bir şey için sıkıntı ve zaman kaybına ne gerek olsun? Şu açıdan gerek olabilir çünkü ben çoğu zaman pratik zekayla hareket ettiğim için deneyimlemeden anlamak zor oluyor. Bu yüzden bilinç edinirken bu deneyimlere ihtiyaç duyuyor olabilirm.
Bu çoğu insan da böyle işlemiyordur. Ancak benim gibi öğrenme yolunu pratik seçenler için durum çoğu zaman aynı olabilir. Öğrenilmiş; hiç bir şey senin oldu sanma çünkü zamanı geldiğinden herşey değişimdeki yerini alıyor ve nerde olması gerekiyorsa oraya doğru yol alıyorlar. Eğer bir dirençle karşılaşıyorlarsa bu sefer direnmeye başlıyorlar. Asıl sıkıntı bundan sonra başlıyor. Leasing kiralama sistemi gibi hayatımı kiralamışım sanki. İşim bittiğinde geri vereceğim baştan belli ise neden yıpratayım bu hayatı. Bunu da anlamaya çalışıyorum. İnşallah bundan sonraki öğrenimlerim daha kolay olur.
HAYATINIZ BOYUNCA KENDİNİZE EN DOĞRU SORUYU SORMANIZ DİLEĞİYLE, HOŞÇAKALIN.
1 Temmuz 2013 Pazartesi
42-K.T./SORULAR
42- KENDİMLE TANIŞIYORUM/SORULAR
Ne olur ki? Öyle olsa ne olur? Yapmazsam ne olur? Salla gitsin? Yapmazsam ne olur? Yaparsam ne olur? Beni ne kadar ilgilendirir? Kendime ne? (Banane?) Nedir yani? Uğraşmam mı gerek.....?
Bu zamana kadar bu boşvermişlik sorularını çok sordum. Çoğu kez umarsız davrandım. Çok basit şeyler için bile mücadele etmedim. Hiç bir zaman hakkımı aramadım. Yerimde gözü olana yer gösterdim. Hırsım olmadı. Kimseyle yarışmadım. Kimsenin bulunduğu yerde gözüm olmadı.
Bunların bazısı iyi bazısı kötü şeyler olabilir. Fakat bende zaman için de evrenle ilişkimin farkında olduğum için söylüyorum. Bütün bu soruların cevaplarını şimdi alıyorum. Yani Evrene sorduğum bu soruların hepsini cevapladım. Her birisi için cevaplarım var. Ancak Bulunduğum yer şu anda için hiç te iyi değil. Elde avuçta bir şey kalmamış. Edindiğim tecrübelerden başka hiç bir şey yok. Bunlar da ne zaman işime yarar bilmiyorum. Ancak şu bir gerçek soru sorduğunuz da çok dikkatli olun mutlaka cevabını veriyorlar. Hayatınızı ne için adarsanız adayın şunu unutmamak gerek hayat çok kısa bunun değerini bilirken dengenizi de bulun. Dengeli bir yaşam için her şey çok güzel. Tatsız görünsede güzel.
Her zaman boş vermek de doğru değil ancak her zaman kafaya takıp kendini yıpratmakta doğru değil. Bu aradaki dengeyi bulduğumda belki olgunlaşmaya doğru gidicem. Kim bilir belki birkaç insana da yardımcı olurum. Bu şekilde ne kadar olursa o kadar. Şu anki koşullar değişmediği sürece böyle olucaktır herhalde.
Bir reklam var. Kadın şapkasını kafasına tak tıktan sonra düşmediğine hayret ediyor. Bende evi taşırken kendimi de taşımışım. Ne kadar iyi yapmışım. Kendimle taşınıyorum gibi.
HAYATINIZ BOYUNCA KENDİNİZE EN DOĞRU SORUYU SORMANIZ DİLEĞİYLE,HOŞÇAKALIN.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)